Ergenlik Dönemi İle ilgili Bilgiler
1-ADÖLESAN DÖNEMİNİN TANIMI VE ETKİLEYEN FAKTÖRLERTanımı:
Adölesan çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olarak tanımlanır. Halk arasında
ergenlik, delikanlılık dönemi ile eş anlamlı kullanılmaktadır. Adölesan dönemi
seksüel, fiziksel ve ruhsal gelişimin tamamlanarak çocuğun yetişkin birey haline
gelme dönemidir. Kişisel farklılıklar göstermekle birlikte kabaca 11-21
yaşlarını kapsar. Ergenlik =Puberte ise seksüel ve fiziksel gelişimin
tamamlanarak bireyin cinsel olgunluk ve üreme yeteneğini kazanması olarak
tanımlanabilir. Dolayısıyla ergenlik dönemi, adölesan dönemi içinde yer alır. Adölesan döneminin özelliği çocukta, daha önceden olmayan birtakım
değişikliklerin hem bedensel hem de ruhsal olarak ortaya çıkmasıdır. Bu
değişiklikler çocuğun ileride nasıl bir erişkin olacağını belirleyeceğinden
adölesan dönemi insan hayatı için çok önemlidir. Adölesana girişi etkileyen faktörler:- Cinsiyet: Kızlar erkeklerden önce ergenliğe girerler.
-Irk: Siyah ırkta (özellikle kızlarında) ergenliğe giriş daha önce olmaktadır.
-İklim: Sıcak iklimlerde ve deniz seviyesinde yaşayan topluluklarda ergenliğe
girme soğuk ülkelerde ve deniz seviyesinden yüksekte yaşayanlara göre daha önce
meydana gelmektedir.
-Hormonal özellikler: Bireyin yapısına bağlı olarak değişir.
-Ailesel özellikler: Özellikle ergenlik gecikmesinden sorumludur.
-Beslenme: Özellikle gelişmiş ülkelerde beslenmenin çok iyi olması
ergenliğe
giriş yaşının düşmesine neden olmaktadır.
-Çevresel uyarılar: Ağır fizik egzersiz yapan sporcular ve balerinlerde
ergenliğin geciktiği gözlenmiştir.
-Ebeveynlerin ergenliğe giriş yaşları: Özellikle kız çocuklarının anneleriyle
aynı yaşta adet görmeye başladıkları saptanmıştır.
Adölesan dönemine giriş zamanı ve süresi Genel olarak kızlar 10-11, erkekler 12 yaş civarında ergenlik dönemine girerler.
Kızlarda bu döneme girme yaşı 8, erkeklerde ise 9 yaşına dek düşebilir. Adölesan
döneminin bu yaşlardan önce başlaması anormaldir ve mutlaka hekime
başvurulmasını gerektirir. Erken ergenliğe girme genellikle kızlarda görülür.
Ergenlik başlamasındaki gecikme sınırı kızlarda 13.5, erkeklerde 14 yaş olup bu
yaşlara kadar hâlâ ergenlik bulguları belirmemişse hekime başvurulmalıdır.
Adölesan gecikmesi genellikle erkeklerde görülür. Aynı sınıftaki çocuklardan
ergenliği başlayanların boyu henüz ergenliğe girmeyenlere göre daha uzundur ve
adölesan gecikmesi olan çocuklarda genellikle boy kısalığı söz konusudur. Her çocuk için adölesan döneminin süresi özeldir. Örneğin 11 yaşında adölesana
giren kız çocuklarından biri 12.5 yaşında ilk adetini görebilirken bir diğeri 15
yaşında henüz ilk adetini görmemiş olabilir. Kızlarda meme gelişiminin başlaması
ile ilk adete kadar geçen zaman ve erkeklerde testislerin büyümeye başlaması ile
sperm yapımının başlamasına kadar geçen zaman genellikle 5 yıldır ancak bazı
adölesanlarda bu dönem iki yılda tamamlanır. 2-KIZLARDA VE ERKEKLERDE BİRİNCİL VE İKİNCİL CİNSİYET KARAKTERLERİNİN GELİŞİMİ
VE ÖZELLİKLERİ Kız ve erkeklerde birincil cinsiyet özellikleri: Erkeklerde ve kızlarda birincil cinsiyet karakterleri doğumdan önceki dönemde (intrauterin
dönemde) şekillenmiştir. Erkeklerde: Penis, testisler, skrotum (testisleri
çevreleyen deri), epididimis, duktus deferens (sperm taşıyıcı kanallar), seminal
vezikül ve prostat gibi cinsiyet organlarına karşılık kızlarda:Labia majora ve
minora (büyük ve küçük dudaklar), klitoris, vagina(dölyolu), uterus(dölyatağı),
overler(yumurtalıklar) ve tuba uterina(yumurtalık kanalları) bulunur. Yani
birincil cinsiyet karakterleri doğumdan itibaren vardır. Bebeklik ve çocukluk dönemi boyunca cinsiyet organlarındaki farklılık dışında
kız ve erkek çocukların dış görünümleri farklı değildir. Bunun nedeni
hormonların bu dönemde faaliyete geçmemiş olması, bir tür uyuma döneminde
olmasıdır. Ergenliği başlatan hormonal uyarılar beyindeki hipofiz bezinden
salgılanmaktadır. Beyindeki hipofiz bezinin harekete geçmesini sağlayan
mekanizmalar ise çok karmaşık olup tam anlamıyla bilinmemektedir. Beyindeki
hipofiz bezinden salgılanan ve gonadotropinler denilen bu hormonlar kızlarda
overler(yumurtalıklar) ve erkeklerde testisleri uyararak seks hormonlarının
salgılanmasını sağlarlar. İşte adölesan dönemini başlatan cinsel gelişmeye ait ilk belirtilerin ortaya
çıkmasının nedeni o döneme kadar çok düşük seviyede olan seks hormonlarının
(kızlarda östrojen, erkeklerde testosteron) salgılanmalarının artmasıdır.Seks
hormonlarının salgılanmalarının artmasında pek çok faktör söz konusu iken,
belirli bir vücut ağırlığına sahip olmak da ergenliğin başlaması için
gereklidir. Bu vücut ağırlığı ortalama 40 kg'dır. Çok zayıf çocuklar ve aşırı
şişmanlar ergenliğe akranlarından daha geç girerler. Kızlarda ikincil cinsiyet karakterlerinin gelişimi: Kız çocuklarında adölesan döneminin başlamasıyla artan östojen hormonunun
etkisiyle meme gelişimi başlar. Önce meme başında tomurcuklanma şeklinde ortaya
çıkan ergenliğe başlangıç, daha sonra östojen etkisi ile memenin büyümesi ile
ilerler. Meme başı büyür, meme başını çevreleyen halka(areola) belirginleşir ve
koyulaşır. Bu arada büyük ve küçük dudaklar büyür ve büyük dudakların üzerinde
seyrek olarak başlayan ince kıllanma yayılarak genital bölgede (cinsel organ
çevresinde) ters üçgen şeklini alır. Bu arada koltukaltı kılları da belirir ve
giderek artar. Kızlarda overlerin büyümesi ve olgunlaşması yanı sıra hormonların etkisiyle rahim
de gelişir ve ergenliğin ortalarında aylık adet kanamaları başlar (Menarş).
Menarşın ortalama 12.5 yaşında başladığı araştırmalarla ortaya konmuştur ancak
günümüzde daha da erken yaşlarda menarş gözlenmektedir. Adet kanamaları
başlangıçta düzensiz olabilir. Daha sonra düzene girer ve ortalama 28
gün(25-35gün) aralıklarla devam eder. Adölesan döneminde kızlarda östrojen hormonunun etkisiyle
cilt altı yağ dokusunda
artma olur. Yağlanma kalça ve göğüs bölgesinde yoğunlaştığından kadınlara özgü
beden şekli meydana gelir. Erkeklerde ikincil cinsiyet karakterlerinin gelişimi: Adölesan döneminin başlamasıyla erkeklerde testislerde büyüme olur. Testosteron
hormonunun etkisiyle skrotumda (testisleri çevreleyen deri) kalınlaşma ve
renginde koyulaşma olur. Penis kaidesinde açık renkte, ince ve seyrek olarak
başlayan kıllanma giderek artarak sıklaşır, koyu renkli ve kıvrımlı bir hal
alır. Testis büyümesine paralel olarak penis boyu ve çapında büyüme
gerçekleşir.Cinsel organ çevresinde başlayan kıllanma üstte göbeğe, altta bacak
arasına doğru ilerler. Bu arada koltukaltında da başlangıçta seyrek ve ince olan
kıllar sıklaşır ve kalınlaşır. Yüzdeki kıllanma (bıyık ve sakal oluşumu) ise
daha sonra meydana gelmektedir. Ergenliğin ortalarında erkeklerde sperm yapımı başlar (Spermarş). Bu durum sabah
idrarında sperm varlığı ile saptanabilir.Ergenlik erkeklerde testislerin erişkin
boyutlarına ulaşması ve sperm yapımının erişkin erkek düzeyine varmasıyla
tamamlanır.Adölesan döneminde erkeklerde testosteron hormonunun etkisiyle deri
kalınlaşır,kas dokusunun miktarı artar ve kaslar gelişir. Yine bu dönemde
erkeklerde gırtlak ve göğüs kafesinin büyümesiyle seste kalınlaşma meydana
gelir. 4-ADÖLESAN DÖNEMİNDE VÜCUTTA MEYDANA GELEN DİĞER DEĞİŞİKLİKLER Adölesanlarda boy ve ağırlıktaki değişimler: Büyüme ve gelişme, hayatın bazı dönemlerinde hızlı artışlar göstermektedir. İlk
bir yaş içinde boyda 24 cm'lik ve kiloda 7-10 kg'lık bir artış olurken;
adölesan döneminde boyda kızlarda ortalama 10-20 cm, erkeklerde ise 15-25 cm'lik
boy artışı olur, ağırlık ise 7-30 kg(ortalama 20 kg) artar. Erişkin boy
uzunluğunun %20-25'i adölesan döneminde kazanılır. Bu artış kişiden kişiye
değişen oranlarda olur. Boyda artış adölesan erkeklerde yılda en fazla 10
cm,;kızlarda ise 8 cm kadar olmaktadır. Boyca uzama erkeklerde 14-15
yaşları arasında en hızlı olurken, kızlarda bu hızlı uzama dönemi erkeklerden
yaklaşık 2 yıl önce olmaktadır. Kızlardaki en hızlı boy uzaması ilk adet (menarş) öncesinde olmaktadır ve
menarştan sonra boy uzaması kızlarda yavaşlamaktadır. Kadınlık hormonu östrojen
kemik uçlarındaki büyüme kıkırdağını erkeklik hormonu testosterona göre daha
hızlı kapattığından, erkeklerde boy uzaması 19-20 yaşlarına kadar devam
edebilirken kızlarda menarştan sonraki birkaç yıl içinde büyüme durur. Aynı
sınıftaki kız ve erkek çocuklar arasında, daha erken ergenliğe girdikleri ve en
hızlı boy artışını daha erken yaptıkları için kızlar lehine boy uzunluğu
mevcuttur. Ancak erkeklerin de ergenliğe girmelerinden sonra bu durum tersine
döner ve erkeler lehine boy farkı oluşur. Çocuğun en son boy uzunluğunun
şekillenmesinde ergenliğe girme yaşı, ebeveynlerinin boy uzunluğu, kızlarda
menarş yaşı, ergenliğin süresi, sosyoekonomik durum ve ırk rol oynar. İlginç bir nokta, geçtiğimiz yüzyıl içinde ergenlik çağındaki gençlerde,
bulundukları yaşta olmaları gereken boyun her 10 yılda bir 1-2 cm artış
göstermesidir. Değişik Avrupa ülkelerinde yapılan çalışmalarda 50 yıl önceki
değerlere göre boyda belirgin artış olduğu saptanmıştır. Bu da sosyoekonomik
durumun daha iyi olması ve beslenme şartlarının düzelmesi ile açıklanabilir.
Diğer sistemlerdeki değişiklikler: Adölesan döneminde kas-iskelet sistemi ve iç organlarda, özellikle üreme
organlarında belirgin büyüme ve gelişme olmakta, el-bilek kemiklerindeki
kıkırdak yapılar kalsifiye olmakta ve kemikleşmede belirgin artışlar olurken,
lenfatik dokuda ve erkeklerde ciltaltı yağ dokusunda azalma gözlenmektedir.
Örneğin kız ve erkek iç genital organlarında hacım ve ağırlık olarak 7 misline
varan artışlar olurken; karaciğer, kalp, dalak gibi organlarda ortalama 2 misli
büyüme gözlenir. Adölesan döneminde tek küçülen organ lenf dokusudur, bunun en
güzel örneği de tonsillerdeki (bademcikler) küçülmedir. Adölesan çağda erkeklerde
cilt altı yağ dokusunda azalma ve omuzlarda genişleme,
kızlarda ise yağ dokusunda artma ve kalçada genişleme belirginleşir. Bu
değişiklikler seks hormonları etkisiyle oluşur. Adölesan döneminde bacaklar gövdeye oranla daha hızlı büyür ve büyümesini daha
önce tamamlar. Adölesandan önceki evrelerde de bacaklardaki uzama gövdeden daha
fazla olmaktadır. Yeni doğmuş bir çocukta gövde bacaklardan daha uzun iken,
ergenlikte birbirine oranları eşitlenir. Ergenlikte kalçada genişleme ve göğüs
çevresinde artış, kol ve bacakların uzamasından 4-8 ay sonra belirginleşir. Adölesanda ağırlık artışı, boyca uzamanın pik yapmasından yaklaşık 6 ay sonra
belirginleşmektedir. Cilt altı yağ dokusu her iki cinste de 1-6 yaşlar arası
azalma gösterir. Kızlarda 8, erkeklerde 10 yaş civarında tekrar artmaya başlar.
Adölesan döneminde erkeklerde boyca uzamanın pik yapmasından itibaren cilt altı
yağ dokusu azalma gösterirken; kızlarda artış devam ederek en çok kalça ve
omuzda lokalize olur. Kas dokusundaki artış, boyca uzamanın pik yapmasından
yaklaşık 3 ay sonra maksimuma erişir. Sonuçta adölesan döneminin bitiminde
kızlarda yağ dokusunda, erkeklerde ise adale dokusunda fazlalık mevcuttur. Cinsel gelişmenin başlaması ile ortaya çıkan adölesan dönemi, büyümenin durması
ve psikososyal gelişmenin tamamlanması ile sonlanır. 5- ADÖLESAN SORUNLARI Yapılan araştırmalarda adölesan döneminde önceden sağlıklı olan gençlerin
%20''sinde yeni sağlık problemlerinin ortaya çıktığı belirlenmiştir. Bunların
büyük bir kısmı bedenin hızlı büyümesine ve gelişmesine bağlı sağlık problemleri
olup az bir kısmı ise yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi erişkin dönem
problemlerinin adölesanda başlamasından kaynaklanır. Adölesan dönemde meydana gelen ölüm nedenleri
araştırıldığında ise bu dönemde
ağır enfeksiyon hastalıkları, doğumsal hastalıklar ve bazı kanser türleri gibi
ciddi biyolojik problemlere bağlı ölümlerin çok az olduğu, ancak adölesan
ölümlerinin %70''inin kazalar (özellikle trafik kazaları), cinayet ve intihar
gibi doğal olmayan ve önlenebilir problemlerden kaynaklandığı saptanmıştır. >Adölesan döneminde sık karşılaşılan sağlık sorunları:I-ERGENLİKLE İLGİLİ BOZUKLUKLAR: · Ergenlik gecikmesi: Kızlarda 13.5, erkeklerde 14 yaşında hâlâ ergenlik
bulgularının başlamaması söz konusudur. Nedeni yapısal ya da ailevi olabileceği
gibi bazı doğumsal ya da hormonal hastalıklar olabilir. Mutlaka hekime
başvurulmalıdır. Beslenme bozuklukları, aşırı egzersiz ve süreğen hastalıklar da
ergenlik gecikmesine neden olabilir. · Erken Ergenlik: Kızlarda 8, erkeklerde 9 yaşından önce ergenlik bulgularının
ortaya çıkmasıdır. Kızlarda genelde erken dönemde tek veya çift taraflı meme
gelişimi, erkeklerde testislerde büyüme ve
genital bölgede kıllanma gözlenir. Bu
durumda mutlaka çocuk endokrin hekimi tarafından muayene gereklidir. Kızlarda
genelde neden saptanamazken, erkeklerde çoğunlukla altta yatan bir hastalık
vardır. Boy kısalığı ve psikolojik sorunlara neden olduğundan tedavisi
gereklidir. · Aşırı kıllanma: Kızlarda görülür. Yapısal, ailevi ve etnik özelliklere bağlı
olabileceği gibi hormonal dengesizlikler de söz konusu olabilir. Aşırı olduğunda
mutlaka hekime başvurulmalıdır. · Erkeklerde meme büyümesi: Adölesanın erken evrelerinde sık görülür. Genellikle
geçici bir hormonal düzensizlik söz konusudur. Çoğunlukla kendiliğinden
düzelebilir ancak hekim izlenimi gereklidir. I-Düzensiz adet kanamaları: Kızlarda özellikle ilk adet görmeyi izleyen 1-3 yıl
içinde sık görülür. Aşırı kanama ya da düzensizliğin uzun sürmesi kansızlık gibi
sağlık sorunlarına yol açabileceğinden hekimin izlenimi gereklidir.II-ORTOPEDİK PROBLEMLER: Büyümenin aşırı olduğu adölesan döneminde görülür.
Belkemiğinde eğrilik, uyluk kemiğinin başındaki büyüme kıkırdağında kayma ve
kaval kemiğinde kıkırdak ayrılması en sık karşılaşılan problemlerdir. III- YEME BOZUKLUKLARI: Özellikle adölesan kızlarda görülür. Bunlarda beden
imgesiyle ilgili saplantılar ve buna bağlı aşırı diyet yapma isteği söz
konusudur.
Günümüzde giderek daha sık ortaya çıkan bu sorun ölüme kadar varan sonuçlara
yol açabilir. Mutlaka hekim müdahalesi gerekmektedir. IV- CİLT PROBLEMLERİ: Ergenlikte
her iki cinste artmış olan seks hormonları
ciltteki yağ bezlerini ve apokrin denilen özel bezleri uyararak ciltte akne
gelişimine ve özel vücut kokusuna neden olurlar. Adölesanların %80'inde ancak
erkeklerde daha çok görülür. Akne cildin yağlı kısımlarında, en çok alın, burun
çevresi, çene, omuzlar ve sırtta görülür. Cilt temizliğine dikkat etmek çok
önemlidir. Akne aşırı olduğunda hekim denetiminde tedavi edilmelidir. V. GUATR: Boyundaki tiroid bezinin büyümesine verilen addır. Çok değişik
bulgulara neden olabilir. Çarpıntı, sinirlilik, terleme, halsizlik gibi
yakınmalara yol açabilir. Kızlarda daha sık görülür. Boyunda şişlik
fark edildiğinde hekime başvurulmalıdır. VI.GÖZ PROBLEMLERİ: Adölesan dönemde vücuttaki hızlı büyüme hamlesi sırasında
göz küresinin büyümesi ve eğiminin artması ile görme bozuklukları belirgin hale
geçer. En yaygın gözlenen problem uzağı görememe -miyopluktur.VII.ÇENE VE DİŞ PROBLEMLERİ: Adölesan dönemde son geçici dişler (süt dişleri)
dökülür ve kalıcı dişler tamamlanır. Hızlı çene büyümesine bağlı diş yerleşim
bozuklukları meydana gelebilir.VIII.PSİKOLOJİK BOZUKLUKLAR: Adölesan dönemindeki bireylerde artmış duygusallık
ve başkalarıyla özdeşleşme sonucunda ani ruhsal değişimler, depresyon ve intihar
daha sık görülmektedir. Yine bu dönemde fizik koordinasyon ve güç arttığı,
cinsel özellikleri gelişmeye başladığı için kendini ve dünyayı keşfetme isteği,
yeni arayışlar ve risk alan davranışlar (örneğin alkollü araç kullanma) sık
gözlenir. Sigara, alkol, uyarıcı ve zayıflatıcı ilaçlar ve uyuşturucu maddelere
bağımlılık adölesan dönemde başlar.
|