Ergenlik Döneminde Suç Eğilim(leri)

Ergenlik dönemindeki gençlerin kendilerini kabul ettirme ve değişik olma istekleri, kimi zaman isyan boyutuna ulaşabiliyor. Gençler bu dönemle­rinde sürekli olarak içinde bulundukları ortama karşı çıkabiliyorlar. Bu nedenle çevresiyle olan ilişkilerinde zaman zaman geçimsizlik oluşabiliyor. Aile içinde, okulda ya da arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde bireylerde hırçın davranışlar gözlenebiliyor. Her türlü otorite düşman gibi algılanabiliyor. Sözgelimi, ev ortamında mutlaka otoriteyi temsil eden birisi vardır. Ya anne ya baba ya da ağabey, abla.

Gelişmekte olan ergenin karşı çıkacağı ilk kişi, otoriteyi temsil eden kişi olacaktır. Eğer otoriteye karşı çıkamıyorsa bu is tek ergende daha da alevlenebiliyor. Genellikle 13-14 yaşları, kişinin en huzursuz olduğu en geçimsiz olduğu, her şeye karşı çıktığı bir dönem olarak kabul ediliyor. Öğrenim süresinin uzaması, ana babaya ekonomik yönden bağımlılık, mesleki ve toplumsal atılımda gecikme, bir taraftan bedensel ve kişiliksel olgunlaşma yaşanırken diğer taraftan duygusal gereksinimler arasında dengesizlikler yaratıyor. Bazı gençlerde ekonomik zorluklardan dolayı, bazılarındaysa sırf heyecan ol sun diye yada arkadaşları arasında popüler olma amacıyla hırsızlık yapma eğilimi görülebiliyor. Arkadaşlar, bir çete yada grup, ergen bireyi bu dönemde kolayca içine alabiliyor. Böylelikle ergenlik dönemindeki gençler kendilerini güçlü hissediyor, hatta yiğitçe davranışlarda bulunduklarını sanıyorlar.

Şiddet düşkünlüğü, hırsızlık, gençleri okul çıkışlarında küçükleri soymaya, yalnız kişilere saldırmaya sürükleyebiliyor. Benzer biçimde cinsel şiddet de grup eylemi olarak öne çıkabiliyor. Gençlik çetelerinin ortaya çıkması ya da ergenlik çağında bu çetelere katılmak istemeleri, nedensiz değil: Düşük ekonomik gelir düzeyi ya da farklı bir etnik gruptan gelip itilmişlik duygusu yaşamanın yanında, derslerde başarılı olamama, kötü arkadaşlar edinme, ailenin ilgisizliği bu nedenler arasında gösteriliyor.

Çocuklar çeteleri genellikle prestij sağlamak, toplumda yer edinmek açısından bir araç kabul ediyor ve bu psikolojiyle çeteye katılıyorlar. Psikologlar, bir çeteye katılan kişilerin bazı kişilik sorunları bulunduğunu düşünüyorlar. Özellikle güvensizlik duygusu­nun çete içinde kaybolacağını, bu nedenle bireyin kendini bir gruba ait hissederek güven kazanacağını söylüyorlar. Çetelerde aşırı bir dayanışma söz konusu. Çeteye girmek isteyen kişiler önce yalnızca heyecan duymak için birlikte küçük suçlar işliyorlar. Eğer işlenen suçlar cezasız kalırsa bu sefer daha büyük suçlar işlemede adım atıyorlar. Çete içinde suçlar bir gelenek halini alıyor ve yeni üyelere suç tekniği öğretiliyor. Çete içindeki birey, işlediği suçlardan dolayı suçluluk duygularına kapılmıyor. Çünkü bunu bireysel olarak işlenmiş bir suç değil; grubun suçu olarak algılıyor.

Bu dönemde ergenlerin yalnızlık ihtiyacı çete içinde engellenerek ortadan kalkıyor ve kişi daha doyumlu oluyor, kendisine benzeyen insanların da olduğunun farkına varıyor. Başka insanların da kendisi gibi yalnız, başarısız olduğunu bildiği zaman rahatlık hissediyorlar. Ayrıca sigara, alkol gibi madde kullanımları da bu dönemde başlıyor. Önceleri özenme sonucu kullanılan maddeler, daha sonra sorunların varlığında kullanılır oluyor ve sorunlardan kaçma yolu olarak algılanmaya başlıyor. Son aşamadaysa madde kullanımı alışkanlığa dönüşüyor.

Çocuk her yaşta birtakım yıkıcı duygular taşıyor; ancak fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan büyük dönüşümlerin yaşandığı ergenlik dönemi, yıkıcı davranışların kolaylıkla artabileceği bir zemin oluşturuyor. Gelişimsel olarak sorunlar yaşayan ergenler, çevreden gelen olumsuz etkilerin de kışkırtmasıyla öncelikle kendilerine dönük yıkıcı davranışlar içine girebiliyorlar. Bu dönemde merakla başlayan sigara, alkol ya da madde kullanımı, gencin bedensel ve ruhsal sağlığına yıkıcı etki yapıyor. Toplumda yüceltilen şiddet örnekleri çocukta yüce bir amaç uğruna birilerine zarar vermenin yanlış olmadığı düşüncesini doğuruyor.

Özellikle bulundukları ortamlarda şu ya da bu şekilde şiddetin tanığı olan çocuklar, yıkıcı davranışlarda bulunmaya daha yatkın oluyorlar. Bir de televizyondaki şiddet programlan çocukları derinden etkiliyor. Çocukta gece korkuları, yalnız kalmaya tepki, konsantrasyon güçlüğü görülebiliyor. Yıkıcı dürtüler her zaman her çocukta ve her yaşta bulunuyor. Ancak aile ortamlarının değişikliği çocuktan çocuğa farklılıklar yaratıyor. Sevginin disiplin ve denetimle birlikte verildiği ailelerde çocuklar bu dönemde açığa çıkan yıkıcı dürtülerinin buyruğuna girmiyorlar.

Saat07 2009 Çarşamba
1:41 PM
Sayfa 0.001 saniye oluşturuldu.
Sayfayı Yazdır
 
 
Google Arama
 
 
Adet GörmeAdet Görme
Cinsel İlişkiCinsel İlişki
Doğum ÇeşitleriDoğum Çeşitleri
Doğum KontrolDoğum Kontrol
GebelikGebelik
Genital HerpesGenital Herpes
Kadın CinselliğiKadın Cinselliği
Kızlık ZarıKızlık Zarı
KürtajKürtaj
Meme HastalıklarıMeme Hastalıkları
MenopozMenopoz
Trikomonas - VajinalisTrikomonas - Vajinalis
Tüp BebekTüp Bebek
Vaginal AkıntılarVaginal Akıntılar
VajinismusVajinismus
Zührevi HastalıklarZührevi Hastalıklar
 
 
AndropozAndropoz
Bel SoğukluğuBel Soğukluğu
Cinsel SorunlarCinsel Sorunlar
Erkek CinselliğiErkek Cinselliği
Erken BoşalmaErken Boşalma
Frengi -  SifilizFrengi - Sifiliz
İktidarsızlıkİktidarsızlık
KısırlıkKısırlık
KlamidyozKlamidyoz
MastürbasyonMastürbasyon
OrgazmOrgazm
ProstatProstat
 
 
EstetikEstetik
Feng Shui
Beden Dili
 
 
Cinsel PozisyonlarCinsel Pozisyonlar
Gebe Kalma PozisyonlarıGebe Kalma Pozisyonları
HIV Virüsü Nedir?HIV Virüsü Nedir?
Mastürbasyona Genel BakışMastürbasyon Genel Bakış
0
Yasal Uyarı | İletişim | Yukarı Çık 
 Diğer Sitelerimiz :  ip adres ip numaram  adtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması
E-cinsel.com, bir cinsel sağlık rehberi ve haberleri sitesidir. Bu sitede yer alan içerik sadece bilgilendirme amaçlı olup, kesin teshiş için doktorunuza başvurmanız önerilir. Bu sitede yer alan bilgiler doğrultusunda uygulamalarınızdan hiç bir sorumluluk üstlenmemekteyiz.