<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cinsel Sağlık Merkezi - Cinsel Hastalıklar</title>
	<atom:link href="http://www.e-cinsel.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.e-cinsel.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Feb 2012 19:58:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>İşte Kadınların 10 Hatası!</title>
		<link>http://www.e-cinsel.com/cinsel-iliski/iste-kadinlarin-10-hatasi</link>
		<comments>http://www.e-cinsel.com/cinsel-iliski/iste-kadinlarin-10-hatasi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2012 19:58:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel İlişki]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-cinsel.com/?p=520</guid>
		<description><![CDATA[MÜKEMMEL İLİŞKİ ÜTOPYA! İnsan doğası gereği hata yapar ve mükemmel bir yaratık değildir. Diğer yandan kadın ve erkek de iki ayrı dünyaya sahiptir. İşte tüm bu tehlikeli karışım ortaya ilişkilerdeki hataları meydana getiriyor. CİSED evlilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>MÜKEMMEL İLİŞKİ ÜTOPYA!</h2>
<p>İnsan doğası gereği hata yapar ve mükemmel bir yaratık değildir. Diğer yandan kadın ve erkek de iki ayrı dünyaya sahiptir. İşte tüm bu tehlikeli karışım ortaya ilişkilerdeki hataları meydana getiriyor. CİSED evlilik ve ilişki terapistlerine göre, yapılan ilk hata, çatışmasız, kavgasız mükemmel bir ilişki yaşama arzusudur. Oysa çatışmasız mükemmel ilişki diye bir şey yoktur. Sadece huzurlu, dengeli ve her iki tarafın da tatmin olduğu bir ilişki vardır. Her iki tarafın da bunu kabullenip ilişkisine bu perspektifle yaklaşması gerekli. İlişkiler söz konusu olan kadın ve erkekse elbette problemsiz olmaz. Çatışmalı bir ilişkide çözüm arap saçına dönmüşse iletişim, karşılıklı yaklaşım ve tutumlar göz önüne alınmalı. CİSED evlilik ve ilişki terapistlerine göre, çift ilişkilerinin dinamiği 3 unsur ile belirleniyor. Bunlar, Etkileşimsel Sistem, Nesillerarası Sistem ve Bireysel Sistem’dir.</p>
<p>Etkileşimsel sistem, çiftin birbirleriyle olan iletişimi ile ilişkilerinin kuruluşundaki dinamikleri kapsıyor. Yani çift çatışmaları çözmek yerine büyütmeyi seçtiğinde sorunlar artıyor. Bireysel sistem denildiğinde özellikle bireylerin 0-7 yaş döneminde ve ergenlikte yaşadıkları birtakım yanlışlıklardan bahsediliyor. Yani çocukluk yaraları şu anki ilişkilerde sorun yaratabiliyor. İlişki dinamiklerine yönelik belirleyici olan diğer bir unsur da Nesillerarası sistem. Yani kişilerin anne-babalarının birbirleriyle ve diğer aile üyeleri ile yaşadıkları ilişkiler bu başlık altında ele alınıyor. Çiftin geçmişten gelen aile sırlarının aynen bugünkü ilişkilerine de yansıdığına dikkat çeken evlilik ve ilişki terapistleri, tüm bu faktörlerin bir araya gelmesiyle dinamiklerin belirlendiğini vurguluyorlar. İşte bu dinamikler de tarafların bir ilişkiyi sağlıklı götürüp götüremeyeceklerini belirliyor. Bir insanın mükemmel bir ilişki arayışını, cennet arayışına benzeten CİSED evlilik terapistleri, tüm bu gerçekleri göz önüne alarak çiftlere şunları tavsiye ediyorlar:</p>
<p>“Çatışmalarınızda birbirinizi adam etmeye çalışmaktan vazgeçin. Her olayda kendi hatalarınıza odaklanıp, önce kendinizi değiştirmeye çalışın, bunu yaparken de koşulsuz olun. “Ben bunu yapıyorum, ben kendimi değiştiriyorum sen de bunu yap, sen de değiştir kendini” şeklindeki ifadeyi aklınızdan silin. Konuşmak ve iletişim kurmak zorundasınız. Haklı olmak veya üste çıkmak genellikle size hiçbir şey kazandırmaz. Bunun yerine suçlamadan dinleyin, mutlu olmayı, anlamayı, karşı tarafın söylediklerini sanki Cumhurbaşkanı veya Başbakan konuşuyormuşçasına ciddiyetle dinleyin. Anlaşılmak güveni, güven de yakınlığı getirir. Bunun tam tersi ise öfke ve yıkıma neden olur. Suçlamak, haklı olmak ve üste çıkmak hiçbir şeyi çözmeyecektir.”</p>
<p>CİSED terapistleri, ilişkilerde kadınların ve erkeklerin kendi doğalarına göre birtakım hataları olduğuna dikkat çekiyor. İşte evlilik ve ilişki terapistlerin gözüyle kadınların 10 hatası:</p>
<p><strong>KADINLARIN 10 HATASI</strong></p>
<p><strong>1- Kutsal anneyi oynamak:</strong></p>
<p>Annelik tartışmasız kutsal bir olgudur. Bugün hangi topluma bakarsanız bakın annelik kimliğin getirdiği aseksüelite vardır. Ancak bu kimliğinizi yatak odasının kapısına asmanız gerek. Çünkü eşiniz için siz onun evlenmeden önce aşık olduğu ve arzu duyduğu kadınsınızdır. Bu bakış açısı evliliğinizin en sağlam temelidir. Sizin annelik kimliği ile sevgili kimliğini birbirine karıştırmanız da bu temele balyozla vurmak gibi olacaktır. Bu nedenle evlilik hayatında önce kadın, sonra anne olmalısınız. Kadınlığınız anneliğin içinde yok olmamalıdır.</p>
<p><strong>2- Orgazm taklidi yapmak:</strong></p>
<p>Her şeyden önce bilmeniz gerekir ki, her cinsel ilişkinin sonunda orgazm olmak zorunda değilsiniz. Bu hurafeyi bir kenara bırakın. Üstüne üstlük orgazm taklidi yapmak erkeklerin tamamı tarafından reddedilen ve istenmeyen bir tutumdur. Kadınlar böyle yaparak erkeğin kendisine olan saygısını kaybetmesini engelleyerek ona iyilik yaptığını düşünür. Belki eşiniz o anda fark etmeyebilir ama daha sonra öğrenmesi ile kısır bir döngü içine girer. Sürekli sizin orgazm taklidi yapıp yapmadığınızdan şüphelenecektir. Bu durum da onda performans anksiyetesine dönüşür. Taklit yapmak yerine dürüst olun. Samimiyet ilişkilerde her zaman yerini bulacak bir tavırdır. Cinsellik salt orgazmlardan meydana gelen ve mutlaka orgazmla sonuçlanması gereken bir süreç değildir. Cinselliğinizin sonunda cebinizde kalması gerekenler, paylaşımların ve yaşanan haz anlarının bolluğudur. Başta göze alamadığınız küçük hayal kırıklıkları, daha sonra çok derin hayal kırıklıklarına yol açabilir ve hem sizi hem de ilişkinizi geri dönülmez bir noktaya taşıyabilir.</p>
<p><strong>3-İlişkideki gizemi kaybetmek:</strong></p>
<p>Bir kadının yaptığı en büyük hatalardan biri kocasına ya da erkek arkadaşına en yakın kız arkadaşıymış, ‘kankasıymış’ gibi muamele yapmasıdır. Birçok kadın ilişki süresi uzayınca erkekle her şeyini paylaşmaya başlar. Oysa kadının da erkeğinden ayrı birer dünyası vardır. Kız arkadaşlarınızla konuştuğunuz kadınsı birtakım konuları eşinizle paylaşmamanızda fayda var. Çünkü zaten sizi anlamayacaktır. Kadının da erkeğin de kendine has bir gizemi olmalıdır. Bu da her iki tarafın birbirinde aradığı bir özelliktir. Bu durumun deformasyonu da karşılıklı cinsel beklentilerin azalmasıyla ilişkinizi istemediğiniz bir noktaya sürükleyebilir. Partnerinizin size olan arzusunun devam etmesini istiyorsanız onunla kadınlığa has mahremiyetinizi paylaşmayın.</p>
<p><strong>4-Eşin erotik filme veya porno izleme isteğini aşağılamak:</strong></p>
<p>Siz bu durumu istediğiniz kadar reddedin ama günümüzde birçok erkek ergenliğinde veya hayatının bir yerinde mutlaka erotik film veya porno izlemiştir. Öncelikle bunu kabullenmeniz gerekir. Diğer yandan erotik filmler cinsel terapistler tarafından cinsel sorunları olan çiftlere tavsiye olarak sunulmaktadır. Eşinizi yargılamak ve aşağılamak yerine onun neden böyle bir seçimde bulunduğunu anlamak daha doğru. Bunu konuşulabilir bir konu olarak görmek ve gerektiğinde eşinizin erotik film izleme teklifine önyargısız yaklaşmak yatak odanıza renk getirebilir.</p>
<p><strong>5-İlişki sırasında sessiz kalmak:</strong></p>
<p>Erkek doğasında cinsel olarak uyarılmak için duymaya ve görmeye ihtiyaç vardır. Bunu ondan esirgemeniz de en az onun kadar sizin de cinsel uyumunuza etki edebilir. Hissettiğinizi daha çok hissedebilmek için duygularınızı dile dökmek, gerektiğinde inlemek, çığlık atmak gibi bedensel duyumlarla dışa vurmak mutlu bir yatağın altın sırrıdır.</p>
<p><strong>6- Kendi bedeninde kusur bulmak:</strong></p>
<p>O sizi olduğunuz gibi beğendi ve sevdi. Sizin de kendinizi sevmeniz ve beğenmeniz hayatınızı kurtaracak kadar önemlidir. Unutmayın kendini sevmeyeni bir başkası gerçekten sevemez. Kendine değer vermeyene kimse gerçekten değer vermez, veremez. Kısa ya da uzunsunuz, şişman ya da çok zayıf fark etmez. O sizinle olduğunuz gibi birlikte olmak istiyor. Kendinizi sevmeniz ve bedeninizle barışık olmanız, cinsel hayattan zevk almanızın ilk ve en önemli koşuldur. Eşinizle gerektiğinde aydınlıkta, açık ışıkta birlikte olun, evde iç çamaşırlarınızla dolaşın. İlk önce kendi bedeninizle flört edin.</p>
<p><strong>7- Başka kadınları aşağılamak ve hakaret etmek:</strong></p>
<p>Başka insanları bedensel veya kişiliksel özellikleriyle aşağılamak kimse tarafından hoş karşılanmaz. Kimse kimseye benzemediği gibi farklı farklı özellikleri veya kusurları olabilir. Ancak kendini mükemmel kabul edip herkesi küçük görmek, sürekli eleştirmek ve açıklarını dile getirmek partneriniz için rahatsız edici bir hal alabilir. Kadınlar eleştirmek söz konusu olunca erkeklere göre hemcinslerine karşı acımasızdırlar. Bu tutum da erkeklerin hoşuna gitmez. Annesinin, kız kardeşinin veya kadın bir iş arkadaşının durup dururken eleştirilmesi bir süre sonra erkeğin bu eleştirileri içselleştirmesine yol açabilir. Bir gün o eleştiriler birikip size dönebilir. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Her şeye rağmen insanlarla ve kendinizle barışık bir karakter çizerek kendinize olan güveninizi ortaya koyun. Bu size yönelik, akıllarda daha olumlu bir portre çizecektir.</p>
<p><strong>8- Seksi amaçlar için kullanmak:</strong></p>
<p>Cinselliği bir armağan gibi ruhun ve bedenin paylaşılması dışında bir amaç için kullanmak ilişkinizin kalitesini bozacaktır. Bu durum kadınlarda çok eskilere dayanan bir taktiktir. Ancak taş yerinde ağırdır. Cinsellikle günlük hayatın birtakım kazanımlarını birbirinden ayrı tutmanızda yarar var. Yatakta elde edebileceğiniz en büyük kazanç partnerinizle paylaştığınız hazlar ve güzel anlardır. Olguya bu şekilde yaklaşmalısınız. Aklınızdan çıkarmayın ki cinsellikle daha fazla sevgiyi veya gelecek garantisini elde edemezsiniz.</p>
<p><strong>9-Erkeğe özensiz davranmak:</strong></p>
<p>Her erkek ve elbette her insan beğenilmek, adam yerine konulmak, önemsenmek ister. Kendine saygı duyulmasını bekler. Partnerinin sadece davranışlarına değil kendine bakmasını, özen göstermesini de ister. Akşam partnerinin güzel kıyafetlerle kendini karşılamasını, güzel kokmasını, küçük sürprizler hazırlamasını hayal eder. Kadının bu şekilde erkeğe özenli davranması kendine ve ilişkisine verdiği değerin bir göstergesidir.</p>
<p><strong>10-Sadece penise odaklanmak:</strong></p>
<p>Erkeklerin cinsel hazzı sadece penisten aldığı doğru bir bilgi değildir. Kadın erkek fark etmeksizin insan bedeni tamamen sinir ağları ile örülmüştür. Bir erkeğin cinsel hazzı peniste yoğunlaşmış olabilir ancak tıpkı kadın gibi göğüs uçları da hassastır. Önemli olan kadının partnerinin bedenini keşfetmesidir. Bu nedenle partnerinizle çıktığınız bedensel yolculuğun önemli yol ve kavşaklarını keşfedin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-cinsel.com/cinsel-iliski/iste-kadinlarin-10-hatasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güzel Bir Balayı İçin</title>
		<link>http://www.e-cinsel.com/genel/guzel-bir-balayi-icin</link>
		<comments>http://www.e-cinsel.com/genel/guzel-bir-balayi-icin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 21:27:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[afrodizyak]]></category>
		<category><![CDATA[balayı gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-cinsel.com/?p=514</guid>
		<description><![CDATA[Afrodizyak besinler Afrodizyaklar uzun zamandır tartışılan bir konu. Bilim adamlarının bir kısmı aslında afrodizyakların var olmadığını diğer bir kısmıysa afrodizyak etkisi gösteren birçok koku ve besin olduğunu düşünüyor. Şu ana kadar yapılmış bilimsel araştırmaların bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Afrodizyak besinler</strong></p>
<p>Afrodizyaklar uzun zamandır tartışılan bir konu. Bilim adamlarının bir kısmı aslında afrodizyakların var olmadığını diğer bir kısmıysa afrodizyak etkisi gösteren birçok koku ve besin olduğunu düşünüyor. Şu ana kadar yapılmış bilimsel araştırmaların bir bölümü bazı yiyeceklerin afrodizyak etkisi olabileceğini vurguluyor.</p>
<h2>Nedir bu afrodizyak meselesi!</h2>
<p>Besinlerin bazıları kokusuyla bazıları da tadıyla baştan çıkarmayı başarıyor. Vanilya ve tarçın, kokuları ile baş döndürenlerden. Pişmiş tarçın kokusu, birçok kadın parfümünden çok daha etkili ve çekici bulunuyor. Vanilyaysa sadece kokusuyla değil, tadıyla da özellikle orta yaşlı erkekleri etkiliyor.</p>
<p>Deniz ürünlerinin etkileriyse yüzyıllar öncesinden bu yana biliniyor. Son yapılan bilimsel araştırmalar, özellikle istiridye ve havyar zengin çinko içerikleri ile erkeklik hormonu olarak bilinen testosteronun salgılanmasında bu besinlerin rol sahibi olduğunu göstermiştir.</p>
<p>Hardalın da afrodizyak bir besin olduğuna dair bilimsel araştırmalar söz konusu. Antioksidan vitaminler olan E ve C vitaminleri bakımından zengin olan hardalın etkisi bu öğeler ile ilişkilendiriliyor.</p>
<p>Çikolata ve peynirinde afrodizyak etkisinin olabileceği düşünülüyor. Çünkü bu iki besin mutluluk hormonu olarak bilinen seratoninin salgılanmasında etkili.</p>
<h2>Balayında beslenmeye ilişkin ufak notlar</h2>
<p>Bu mutlu günlerinizde tatilin ve birlikte olmanın tadını sonuna kadar çıkarabilmeniz için enerjik ve dinamik olmanız gerekiyor. İçinizde hissettiğiniz heyecanın size verdiği dinamizmi kaybetmemek için;</p>
<ul>
<li>Eşinizle birlikte güzel bir kahvaltı yapın: Balayınız süresince kahvaltı yapmayı ihmal etmeyin. Protein ve karbonhidrattan zengin kahvaltılar günün ritmini yakalamanızı sağlar. Peynir çeşitleri, yumurta, müsliler, tam tahıl ekmekleri, doğal bal, zeytin gibi kahvaltılıkların tadını çıkarın.</li>
<li>Atıştırmayı ihmal etmeyin: Eğer yoğun tempolu ve bol aktiviteli bir balayı programına katıldıysanız günün son zamanlarına doğru kendinizi yorgun hissedebilirsiniz. Bu yorgunluğu aşmak adına ana öğünler arasında taze sıkılmış meyve suyu, meyve, kuruyemiş, küçük sandviçler gibi sağlıklı atıştırmalıklardan tüketin.</li>
<li>Öğünlerinizden vazgeçmeyin: Yaşadığınız mutluluk yemek yemenize engel oluyorsa ya da tam tersine ne yediğinizi hatırlamayacak kadar çok yediyseniz pişmanlık hissetmenize gerek yok. Hemen tedbirinizi alın ve öğünlerinizi düzenli tüketmeye devam edin.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-cinsel.com/genel/guzel-bir-balayi-icin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserde Kemoterapisiz Tedavi</title>
		<link>http://www.e-cinsel.com/genel/kanserde-kemoterapisiz-tedavi</link>
		<comments>http://www.e-cinsel.com/genel/kanserde-kemoterapisiz-tedavi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 19:56:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-cinsel.com/?p=511</guid>
		<description><![CDATA[Sempozyum kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan ve miyeloma konusunda uluslar arası en çok bilinen otoritelerden biri olan Dr. Brian Durie en geç fark edilen kemik iliği kanserlerinden biri olan multipl myelom tedavisinin artık kemoterapi kullanılmadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sempozyum kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan ve miyeloma konusunda uluslar arası en çok bilinen otoritelerden biri olan  Dr. Brian Durie en geç fark edilen kemik iliği kanserlerinden biri olan multipl myelom tedavisinin artık kemoterapi kullanılmadan yapılabildiğini bildirdi. Dr. Brina Druie “Bu çok yeni bir gelişme. Kemoterapi halkın algıladığı anlamda gerçekten toksik ve rahatsız edici bir şey. Kemoterapi yerine kullandığımız hedefi vuran akıllı ilaçlar var. Ve bunlar daha biyolojik etki gösteren, hastalığı kontrol altına alan ve bu hastalıkları kronik hastalıkmış gibi bir takip yoluna sokan ilaçlar. Son 10 yılda bu büyük gelişmeler oldu. Bunların ilk örneği Talidomid idi” dedi. Yaklaşık 40 yıl önce Talidomik adındaki ilacın Dünya’da ki en büyük ilaç facialarından birine neden olduğunu ve yasaklandığını belirten Dr. Druie yıllar sonra yeni bir tedavi aracı oalrak miyeloma tedavisinde ortaya çıktığını belirtti. Dr. Druie &#8220;Yaklaşık 40 yıl sonra Talidomik insanlığa olan borcunu ödemek için geri döndü.  Ve bu Myelom alanındaki ilk ciddi biyolojik tedavilerden biri oldu. Hızla başarılı olduğumuz bir hastalık alanı. Ve tabii biz bununla yetinmiyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Kişiden Kişiye Kemoterapi Uygulaması</p>
<p>Sempozyum Eş Başkanı ve Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji bilim dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Burhan Ferhanoğlu henüz tüm hastalar için kemoterapi uygulanmıyor diyebilmenin mümkün olmadığını belirterek &#8220;Şüphesiz artık başlangıçta kemoterapiden, hedefi bulan ilaçlara geçtiğimizi söyledik. Hala hematolojik kanserlerin en az %70-75’inde kemoterapi kullanıyoruz.  Kemoterapinin son derece etkili olduğu alanlar var. Ama kişiden kişiye kemoterapiden, hedefi vuranlara geçtiğimiz koşullarda var. Bu nedenle hiçbir hastanın bana niye kemoterapi yapılıyor endişesi ile bir ilaç kullanımından uzaklaşmasından çok hekimi ile bu olayın detayını konuşmasında yarar var. Yoksa bu mesaj “artık kemoterapi uygulanmıyor&#8221; mesajını da çıkarmamalı&#8221; dedi.</p>
<p>Genetiğe Uygun Tedavi</p>
<p>Sempozyum eş başkanı Doç. Dr. Mustafa Çetiner her insanın genetiğinin farklı olduğunu ve artık tedavinin bu genetiğe göre belirlendiğini söyledi. Doç. Dr. Çetiner &#8220;Hepimizin genetiği farklı. Araştırdıkça tedavi seçeneklerinin inanılmaz bir şekilde değişebildiğini görüyoruz. Yani biz artık hastalıklarla ilgili çok genel açıklamalarda bulunmaktan sakınıyoruz. Eski doktorlar “hastalık yok, hasta vardır” derlerdi.  Bu kadar uğraştıktan sonra bizim yıllar sonra geldiğimiz nokta bu oldu” diye belirtti. Yapılan tedavilerle insanların yaşam sürelerinin de uzadığını belirten Doç. Dr. Çetiner “Eskiden hastaları tedavi ettiğimizde her şeyin bittiğini zannederdik. Ama şimdi yaşam süresi uzayınca anlıyoruz ki bizim fiziksel olarak onların hastalığını tedavi ediyor olmamız yetmiyor. Örneğin acil durumda çok yoğun hastalığı olduğu bir durumda çocuk sahibi olmayı düşünmeyen, şundan bir kurtulayım bana yeter diyen insanlar 5-10 yıl sonra karşımıza bambaşka taleplerle gelmeye başladı. Eski hayatlarını olduğu gibi bizden geri istiyorlar artık. Bu onkolojide yeni bir dönemin de başlangıcı aslında&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-cinsel.com/genel/kanserde-kemoterapisiz-tedavi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkek Doğum Kontrol Yöntemi</title>
		<link>http://www.e-cinsel.com/genel/erkek-dogum-kontrol-yontemi</link>
		<comments>http://www.e-cinsel.com/genel/erkek-dogum-kontrol-yontemi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Jan 2012 20:29:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[doğum kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[erkek cinselliği]]></category>
		<category><![CDATA[erkek sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-cinsel.com/?p=505</guid>
		<description><![CDATA[Bu yöntem, kadını psikolojik açıdan rahatlatırken, azalan gebe kalma korkusu çiftlerin cinsel yaşam kalitesini de arttırıyor. Avrupa Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezi doktorlarından Op. Dr. Serhat Partalcı; erkeklerde doğum kontrolü yöntemi olan vazektominin (erkeklerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yöntem, kadını psikolojik açıdan rahatlatırken, azalan gebe kalma korkusu çiftlerin cinsel yaşam kalitesini de arttırıyor.</p>
<p>Avrupa Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezi doktorlarından Op. Dr. Serhat Partalcı; erkeklerde doğum kontrolü yöntemi olan vazektominin (erkeklerin tüplerinin bağlanması) çocuk istemeyen çiftler için çok etkili bir yöntem olduğunu belirtiyor. Erkekte tüplerin bağlanmasının doğum kontrolü açısından faydalı ve azalan gebe kalma korkusu ile cinselliğin kalitesini artıran bir yöntem olduğunu vurguluyor. Dr. Partalcı; aile planlaması çerçevesinde birçok doğum kontrol yöntemi kullanıldığını, geleneksel ve modern yöntemler olarak iki gruba ayrıldığını belirtiyor. Ülkemizde modern yöntemlerden geri dönüşümlü, geri dönüşümsüz, hormonlu, hormonsuz olarak spiral (rahim içi araç), prezervatif, doğum kontrol haplarının, geleneksel yöntemlerden ise geri çekme ve takvim uygulamasının yaygın olduğunu belirtiyor.</p>
<p><strong>Nasıl uygulanıyor?</strong></p>
<p>Avrupa Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezi doktorlarından Op. Dr. Serhat Partalcı; erkeklerde tüplerin bağlanmasının diğer yöntemlere göre çok avantajlı olduğunu, uzun süre ilaç kullanmayı gerektirmediğini ve kadınlarda tüplerin bağlanmasında uygulanan genel anestezi yerine lokal anestezi kullanıldığını söylüyor. Hastanede yatmayı ve istirahatı gerektirmeyen ameliyatta erkeklerin tüplerin bağlanmasının sperm kanalının sperm geçmesine engel olacak şekilde kesildiğini ve bağlandığını belirtiyor. Tüplerin bağlatılması operasyonunun çok basit bir işlem olduğunu ancak çok dikkatli ellerde ve hijyenik bir ortamda yapılması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Serhat Partalcı, işlemi yaptırmaya karar verirken bu işin sıklıkla yapıldığı yerlerin tercih edilmesi gerektiğini vurgularken enfeksiyon riskinin çok önemli olduğuna dikkat çekiyor. Kalıcı ve ömür boyu süren bir doğum kontrol yöntemi olduğunun altını çiziyor. Tedavinin etkisi hemen başlamayacağı için işlem yapıldıktan sonraki ilk 20 cinsel aktivite sonrası boşalma süresince ( yaklaşık 3 ay ) ek bir yöntemle korunmanın önemine değiniyor.</p>
<h2>Türk erkekleri tüplerini bağlatıyor mu?</h2>
<p>Op. Dr. Serhat Partalcı; Avrupa’da ve Amerika ‘da yaygın olan bu yöntemin, ülkemizde çok fazla bilinmediğini, cinsel yaşamı olumsuz etkileyeceği düşüncesinin hakim olduğunu belirtiyor ve genellikle bu yöntemi 2-3 çocuk sahibi 40 yaş üzeri erkeklerin tercih ettiğini sözlerine ekliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-cinsel.com/genel/erkek-dogum-kontrol-yontemi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yumurtalık Kisti</title>
		<link>http://www.e-cinsel.com/kadin-hastaliklari/yumurtalik-kisti</link>
		<comments>http://www.e-cinsel.com/kadin-hastaliklari/yumurtalik-kisti#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Jan 2012 17:11:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kist]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık kisti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-cinsel.com/?p=501</guid>
		<description><![CDATA[Yumurtalık kistleri; neredeyse her kadının yaşamı boyunca en az bir kez karşılaştığı sağlık sorunu. Çoğunluğukla belirti vermiyor ve jinekolojik muayene esnasında tesadüfen saptanıyor. Bu yüzden düzenli kontrol şart,Yumurtalık kistleri, bazen sadece sağ veya sol yumurtalıkta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yumurtalık kistleri; neredeyse her kadının yaşamı boyunca en az bir kez karşılaştığı sağlık sorunu. Çoğunluğukla belirti vermiyor ve jinekolojik muayene esnasında tesadüfen saptanıyor. Bu yüzden düzenli kontrol şart,Yumurtalık kistleri, bazen sadece sağ veya sol yumurtalıkta bazen de her iki tarafta birden ortaya çıkan, içi sıvı dolu kesecikler şeklinde veya kan içerikli ya da daha yoğun olabilen, çeşitli boyutlarda saptanan oluşumlara deniyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Tolga Ergin, yumurtalık kistleri ve tedavide altın standart olan laparoskopik yöntemlerin hastaya sağladığı ayrıcalıklar hakkında bilgi verdi:</p>
<p>Belirtilerden biri kasık ağrısı Yumurtalık kisti bulunan bazı hastalar hiçbir şikayet yaşamaz. Bazılarındaysa sadece kasık ağrısı olabilir. Ağrı şiddetli değildir. Oturmak, dizleri karna çekmek gibi karın içerisini sıkıştıran hareketlerde aniden hissedilir. Ancak kistte yırtılma veya kendi etrafında dönme meydana gelirse, ani ve şiddetli kasık, karın ağrıları, bulantı, kusma, bayılma gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Yumurtalık kisti tanısının konulmasında nadiren de olsa ultrasonografinin dışında bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans ve kanda tümör belirteçleri incelenerek tedavi için bir karara varılır. Tümör belirteçlerinin yüksekliği ve diğer görüntüleme bulgularında kistin kötü huylu olma olasılığının yüksek olması halinde, tedavi için operasyona karar verilir.</p>
<h2>Tedavi şeklini düzenli takip belirler</h2>
<p>Yumurtalık kistlerinin birçoğu birkaç ay içerisinde, kendiliğinden kaybolur. Kaybolmadığı durumlarda ilaç tedavisi veya ameliyat gerekebilir. Bu noktada tedavi şekline karar verebilmek için takip önemli. Kistin boyutu, görüntüsü, kan tahlilinde belirlenen tümör belirteçleri, hastanın hikayesi, yaşı ve şikayetleri gibi faktörler tedavi şekli için belirleyici rol oynar.</p>
<p>Laparoskopi, riskleri minimuma indirirGünümüzde yumurta kistlerinin cerrahi tedavisinde altın standart ‘laparoskopik cerrahi’. Bu teknik, hastayı daha çabuk hastaneden taburcu etmeyi, normal hayatına daha hızlı dönmesini sağlamasının yanında karın içerisinde daha az yapışıklıklara sebep olmasından dolayı, özellikle çocuğu olmayan hastalarda daha da önem kazanır.<br />
Ayrıca laparoskopik cerrahi sırasında endoskop sayesinde ameliyat bölgesinin daha fazla büyütülebilmesi, ameliyatın daha dikkatli ve ayrıntılı yapılabilmesine de fırsat verir. Vücuttaki kesiler daha az olduğu için ameliyat izi gibi kozmetik sonuçlar açısından da avantajlı. Bunların yanı sıra bazı ameliyatlardan sonra rastlanabilen fıtık ve enfeksiyon gibi riskler de çok daha az görülür.</p>
<h2>Sıklıkla görülen kistler ve özellikleri</h2>
<p>Follikül kisti: Gençlerde sık rastlanır. Gelişen yumurta hücresinin çatlamaması ve büyümeye devam etmesi nedeniyle oluşur. Genelde 2-4 santimetredir. Herhangi bir komplikasyon yaratmaz. Adet sonrası kendiliğinden kaybolur ve tedavi gerektirmez.</p>
<p>Korpus luteum kisti: Normalde her yumurtlamadan sonra yumurta hücresinin atıldığı doku farklılaşır ve korpus luteum adı verilen dokuya dönüşür, progesteron adı verilen hormon üretilir. Bu doku zaman içinde sıvı birikmesi nedeniyle kiste dönüşebilir. Genelde 3-4 cm. büyüklüğündedir. Hormon salgılaması olduğu için adet rötarına yol açabilir. Bir komplikasyon gelişmediği durumlarda tedavi gerektirmez. Genelde adet sonrası kendiliğinden kaybolur.</p>
<p>Endometrioma: Rahim içini döşeyen endometrium adı verilen zar tabakasının yumurtalıklarda bulunması ve her adet döneminde kanayarak kistleşmesi sonucu oluşur. Kist içi çikolata kıvamında bir sıvıyla doludur ve bu nedenle çikolata kisti de denir. Hasta doktora kısırlık, ağrılı adet görme, ilişki esnasında ağrı şikayetiyle başvurur. Cerrahi tedavi gerektirir. Dermoid kist: 20 yaşından küçük kadınlarda sık görülür. Embriyonel dönemde meydana gelen olaylardan kaynaklanır. Kitlenin içinde saç, deri, diş, kıkırdak parçaları, kemik, sinir hücreleri gibi her türlü doku görülebilir. Şikayet olarak karın ağrısı yapabilir ve cerrahi tedaviye gerek duyulur.</p>
<p>Seröz Kistadenom: En sık görülen tümörlerdir. Çoğunlukla üreme çağındaki kadınlarda görülür ve kendiliğinden kaybolmaz. Yüzde 30 oranında habis bir hastalığa dönüşebilir. Berrak bir sıvı içerir. Büyüklükleri 5-15 cm. arasında değişir. Genelde yakınma yaratmaz, belirti vermez. Jinekolojik muayene esnasında tesadüfen teşhis edilir. Kendiliğinden kaybolmazlar, cerrahi müdahale gerektirirler.</p>
<p>Müsinöz Kistadenom: İyi huylu yumurtalık tümörlerinin yüzde 25’i müsinöz kistadenomlardır. İnsanda görülen en büyük kistik yapılardır. 15-30 cm. boyutlarına ulaşabilirler. Kendiliğinden kaybolmazlar ve cerrahi tedaviye gerek duyulur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-cinsel.com/kadin-hastaliklari/yumurtalik-kisti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın Hastalıkları için Tedbirler</title>
		<link>http://www.e-cinsel.com/kadin-hastaliklari/kadin-hastaliklari-icin-tedbirler</link>
		<comments>http://www.e-cinsel.com/kadin-hastaliklari/kadin-hastaliklari-icin-tedbirler#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jan 2012 17:53:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinselliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-cinsel.com/?p=497</guid>
		<description><![CDATA[Kaşıntı, adet döneminde veya ilişki sırasında ortaya çıkan kötü kokular, renkli akıntı, yanma ya da ağrı, vajinal enfeksiyonların en belirleyici bulguları. Hemen her kadın hayatının belli dönemlerinde bu enfeksiyonlarla karşılaşıyor Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaşıntı, adet döneminde veya ilişki sırasında ortaya çıkan kötü kokular, renkli akıntı, yanma ya da ağrı, vajinal enfeksiyonların en belirleyici bulguları. Hemen her kadın hayatının belli dönemlerinde bu enfeksiyonlarla karşılaşıyor</p>
<p>Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü&#8217;nden Doç. Dr. Tolga Ergin, vajinal enfeksiyonlar hakkında bilgi verdi: Vajinanın özelliği, bölgenin zararlı bakterilere karşı savunmasında bizzat bakterilerin görev alması. Laktobasil adı verilen ve asit ortamda üreme özelliğine sahip bakteriler, enfeksiyon yapabilecek diğer bakterilerin çoğalmasına engel olur. Bu amaca yönelik olarak vajina duvarındaki hücreler içerisinde östrojen hormonu sayesinde depolanan glikojen, şekere sonra da laktik asite dönüşür.</p>
<p>Asit ortamı ve enfeksiyon ilişkisi Asit madde, vajinanın asit ortamının devamını ve laktobasillerin çoğalmasını sağlar. Laktobasiller azaldığında vajinanın asit ortamı bozulur ve enfeksiyon gelişir.</p>
<p>Bir miktar akıntı normal Üreme çağındaki her kadında bir miktar şeffaf, kaygan ve kokusuz akıntı olur. Normal kabul edilen bu sıvıya fizyolojik vajinal akıntı denir. Bu akıntı; renksiz ve kokusuzdur, kaşıntı, irritasyon yapmaz. Fizyolojik vajinal akıntı, adet periyodu içinde yumurtlama gününe yaklaştıkça artma eğilimindedir. Yumurtlama döneminde bu akıntı artabilir ve sümüksü ve şeffaf bir görünüm alır.</p>
<p>Bel ağrısı enfeksiyona işaret edebilir<strong>Vajinal enfeksiyonlara vajinit, rahim ağzı enfeksiyonlarınaysa servisit</strong> denir. Bunlar, fizyolojik olmayan vajinal akıntılar. Bu hastalarda akıntı daha bol miktarda, kötü, rahatsız edici kokudadır. Ayrıca kaşıntı görülebilir. Servisitlerse akıntılar yanında, kendilerini kasık ve bel ağrılarıyla belli eder.</p>
<p>Yabancı madde ayırımıGenital bölgede kullanılan parfümler, pedler, vajinal tamponlar veya prezervatif gibi yabancı maddeler vajinada tahriş yaparak akıntıya neden olabilir.</p>
<h2>İdrar yaparken ağrı varsa</h2>
<p>Kıvamlı akıntılarla kaşıntı şikayetleriyse mantar enfeksiyonuyla ilişkili. Enfeksiyona dış genital organlar da katılır. Bunun sonucu genital bölgede kızarıklık, ağrı ve şişlik oluşur. Mantar enfeksiyonu bazen idrar kanalını da etkileyerek idrar yaparken ağrıya neden olabilir. Bazı vajinal enfeksiyonlarsa sessiz seyredebilir ve zamanla komplikasyonlara sebep olabilir.</p>
<h2>Basit ama etkili önlemler</h2>
<ul>
<li>Genital bölgenin nemli kalması, mantar başta olmak üzere bazı enfeksiyonlar için uygun zemin hazırlar. Genital bölgenin temizliğinde özellikle bu amaçla üretilmiş ürünleri tercih edin.</li>
<li>Sentetik iç çamaşırları hava sirkülasyonunu engeller ve nemi emmez. Pamuklu çamaşırları tercih edin ve sık değiştirin.</li>
<li>Renkli tuvalet kağıtları, parfümler, kokulu kişisel hijyen ürünleri ve sabun genital bölgenin düşmanları. Bu ürünleri kullanmamaya gayret edin.</li>
<li>Sanılanın aksine vajina içini su veya başka bir şeyle yıkamak hijyenik bir davranış değil. Bu şekilde bir uygulama vajina içerisinde bulunan mikro-organizmalarla o bölgedeki asit-baz dengesini değiştirir.</li>
<li>Tuvalet sonrası temizliği önden arkaya doğru yapın.</li>
<li>Vajinal tamponların kullanımında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, tamponun sık aralıklarla değiştirilmesi. Tamponlar uygun kullanıldıklarında vajinanın doğal ortamını bozmaz. Ancak uzun süre vajina içinde kaldığında bu tamponlar enfeksiyon gelişimi bir yana, hayatı tehdit eden enfeksiyonlara bile neden olabilir.</li>
<li>Islak mayoyla kalınmaması da oldukça önemli. Ayrıca klorlu su vajinal asit ortamını etkileyebildiği için havuz sonrası hemen duş almak unutulmamalı.</li>
<li>Vajinal enfeksiyonların büyük bir kısmı cinsel ilişki sırasında bulaşır. Uzun süreli tek eşli ilişkiniz yoksa mutlaka cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı önlem alın. Bu hastalıklardan korunmanın tek ve en etkili yolu, prezervatif.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-cinsel.com/kadin-hastaliklari/kadin-hastaliklari-icin-tedbirler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsellik Yaşında Tehlikeli Düşüş!</title>
		<link>http://www.e-cinsel.com/genel/cinsellik-yasinda-tehlikeli-dusus</link>
		<comments>http://www.e-cinsel.com/genel/cinsellik-yasinda-tehlikeli-dusus#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 06:48:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-cinsel.com/?p=491</guid>
		<description><![CDATA[İnsan Bağışık Yetmezliği Virüsü (HIV), tanısının ilk kez konulduğu 1 Aralık 1981 yılından bu yana geçen 30 senede, dünya üzerinde 33 milyon insanda görüldü. Halen kesin tedavisi olmayan AIDS’ten etkilenen Türkiye’de kayıtlı hasta sayısı ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Bağışık Yetmezliği Virüsü (HIV), tanısının ilk kez konulduğu 1 Aralık 1981 yılından bu yana geçen 30 senede, dünya üzerinde 33 milyon insanda görüldü. Halen kesin tedavisi olmayan AIDS’ten etkilenen Türkiye’de kayıtlı hasta sayısı ise 4 bin 826. Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Dr. Cem Keçe, çoğunlukla cinsel yollardan bulaşan bu öldürücü hastalığın uzun vadeli etkilerini bertaraf etmeye yönelik halen tüm dünyada etkili ve organize bir strateji belirlenmemiş olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>1 Aralık Dünya AIDS Günü’nü değerlendiren Dr. Keçe şunları kaydetti:</strong></p>
<p>&#8220;Tüm dünya için giderek önemli bir tehlikeye dönüşen AIDS, sadece bir hafta değil, devamlı ciddiye alınması gereken bir konudur. Çünkü AIDS hastalığının önlenebilmesi için yılda 10 milyar dolar harcanıyor. Bu rakam hastalığın yayılmasını önlemede ve bilgilendirmede kullanılsa hem insan sağlığı ve nesli korunmuş olacak hem de daha az maddi kaynak ayrılmış olacaktır.&#8221;</p>
<h2>CİNSEL İLİŞKİ YAŞI DÜŞÜYOR</h2>
<p>AIDS’in özellikle kadınları ve gençleri tehdit ettiğine dikkat çeken Dr. Keçe, CİSED tarafından 15-25 yaş arası bir 480 genç üzerinde yapılan araştırmalardan çıkan tehlikeli gerçeği açıkladı:</p>
<p>Türkiye’de cinsel ilişkiye girme yaşı her geçen gün daha da düşüyor. Dr. Keçe bu önemli veriyi şu sözlerle aktardı:</p>
<p>&#8221; &#8216;Cinsel yönden aktif misiniz?&#8217; sorusuna ankete katılan her 100 gençten 16&#8242;sı ‘evet’ yanıtını verdi. Cinselliğin yaşanma yaşının tüm dünyada olduğu gibi 18 yaşın altına Türkiye’de de düşmesi, başta AIDS olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıkların daha hızlı yayılmasına yol açmaktadır. Bu nedenle CİSED olarak, cinsel eğitimin kademeli olarak anaokulundan itibaren biyolojik değişiklikler ortaya çıkmadan verilmeye başlanmasını tavsiye ediyoruz.&#8221;</p>
<h3>KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU PREZERVATİF</h3>
<p>&#8220;Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın en etkin yolu prezervatif kullanmaktır. Ayrıca her türlü enjeksiyon için yeni bir enjektör kullanılması ve asla enjektör paylaşılmaması da önemlidir. &#8220;Düzenli bir doğum kontrol yöntemi kullanıyor musunuz?&#8221; sorusuna gençlerimizin yüzde 75&#8242;i ‘hayır’ yanıtı vermiştir. Bu tablo çok vahimdir.</p>
<p>&#8220;Neden düzenli bir doğum kontrol yöntemi kullanmıyorsunuz?&#8221; sorusuna ise gençlerimizin yüzde 35&#8242;i ‘Gerek duymuyorum’, yüzde 30&#8242;u ‘Düzenli ve sık cinsel ilişki kurmuyorum’, yüzde 15&#8242;i ‘Gebe kalacağımı düşünmüyorum’, yüzde 14&#8242;ü ‘Partnerimin gebe kalacağını düşünmüyorum’, yüzde 5&#8242;i ’Doğum kontrolüne inanmıyorum’ ve yüzde 1&#8242;i de ‘İnançlarıma aykırı’ yanıtlarını verdi.</p>
<h2>CİNSEL EĞİTİM ŞART</h2>
<p>&#8220;Cinsel sağlık ve cinsel eğitim, hayatımız boyunca öğrendiğimiz ve önemsenmesi gereken önemli bir süreç olmasına karşın, üniversitelerimizin Tıp Fakültelerince, Psikolojik Danışma ve Rehberlik vb. cinsel sağlık konusuyla ilgili eğitim veren diğer fakültelerince, Sağlık Bakanlığımızca, ailelerimizce, öğretmenlerimizce ve diğer eğitimcilerimizce üzerinde yeterince durulan bir konu maalesef olamamıştır. Ancak 1 Aralık Dünya AİDS Günü’nde tüm yetkililere bir kez daha sesleniyoruz:</p>
<p>Cinsel eğitim şart&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-cinsel.com/genel/cinsellik-yasinda-tehlikeli-dusus/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel İsteği Artıran Besinler &#8211; 2</title>
		<link>http://www.e-cinsel.com/iktidarsizlik/cinsel-istegi-artiran-besinler-2</link>
		<comments>http://www.e-cinsel.com/iktidarsizlik/cinsel-istegi-artiran-besinler-2#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 00:12:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[İktidarsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel güç]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel gücü artıran besinler]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel istek]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ereksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[iktidarsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[istek]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-cinsel.com/?p=427</guid>
		<description><![CDATA[Daha önce, Cinsel İsteği Artıran Besinler başlıklı makalemizde cinsel isteği artıran besinlerle ilgili bilgiler vermiştik. Düzenli ve yeterince tüketilmesi gereken bazı besinleri ise şimdi açıklıyoruz! İşte yatak odamıza hayat katacak ve cinsel yaşantımıza mutluluk getirecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce, <strong><a title="Cinsel İsteği Artıran Besinler" href="http://www.e-cinsel.com/iktidarsizlik/cinsel-istegi-artiran-besinler">Cinsel İsteği Artıran Besinler</a></strong> başlıklı makalemizde cinsel isteği artıran besinlerle ilgili bilgiler vermiştik. Düzenli ve yeterince tüketilmesi gereken bazı besinleri ise şimdi açıklıyoruz! İşte yatak odamıza hayat katacak ve cinsel yaşantımıza mutluluk getirecek olan besinler&#8230;</p>
<p><strong>Plymouth State Üniversitesi ve Maryland Üniversitesi profesörlerinin araştırmalarına göre:</strong><br />
<strong>-Maydonoz:</strong> Beden yorgunluğunu giderir. Erkeklerde cinsel gücü artırdığı kanıtlanmıştır.<br />
<strong>-Tarçın:</strong> Cinsel isteği zirveye çıkartır. Hoş kokusuyla hem ruhu dinlendirir hem de kan dolaşımının hızlanmasına neden olur.<br />
<strong>-Nane:</strong> Cinsel gücü artırmak için en faydalı bitkilerden biridir. Erkekte<strong> psikolojik iktidarsızlığı</strong> sona erdirir.<br />
<strong>-Kekik:</strong> Vücudun savunma direncini ve cinsel gücü artırır.<br />
<strong>-Sivri Biber:</strong> Bol miktarda C ve P vitamini içerir. Erkeklerde cinsel isteği çoğaltır.<br />
<strong>-Sarmısak:</strong> Tüm hormonları çalıştırır, damarları genişletir ve dolayısıyla dolaşımı hızlandırır. Çiğ olarak yenmesi tavsiye edilir.<br />
<strong>-Kereviz:</strong> Çeşitli iç salgı bezlerine tesir eder ve onların faaliyetlerini artırır. <strong>Erkeklerde cinsel faaliyeti çok arttırarak vakitsiz iktidarsızlığı önler. Özellikle 30&#8242;lu yaşlarda mutlaka yiyin.</strong><br />
<strong>-Roka:</strong> Bolca demir ve C vitamini içeriyor. Hem alyuvarlarınız için iyi hem de cinsel gücü artırıyor.<br />
<strong>-Şalgam:</strong> Afrodizyak olduğu Aristotales zamanından beri bilinir.<br />
<strong>-Karanfil:</strong> Cinsel isteği çok artırır. Gunde 1-2 adet yeterlidir. Yemekte et suyu sebze ve kompostolara katılarak yenir.<br />
<strong>-Ayçiçeği:</strong> Bol protein bulundurur, içeriğinde çok miktarda E vitamini vardır. İktidarsızlığa engel olur. Kalp ve sinir hastalıklarını önler.<br />
<strong>-Susam:</strong> Cinsel isteği artırır.<br />
<strong>-Antep Fıstığı:</strong> Protein ve bol E vitamini ihtiva eder. Cinsel isteği artırır.<br />
<strong> <a href="http://www.e-cinsel.com/iktidarsizlik/cinsel-istegi-artiran-besinler-2/attachment/90136" rel="attachment wp-att-459"><img class="alignleft size-full wp-image-459" title="90136" src="http://www.e-cinsel.com/wp-content/uploads/2011/12/90136.jpg" alt="" width="179" height="200" /></a>-Kişniş:</strong> Erkeklerde cinsel isteği artırır. Günde bir kahve kaşığı kullanılır. Sinir sistemine çok yararlıdır. Et yemeklerine veya soslara konur. Bir bardak sıcak suya yarım kahve kaşığı kişniş karıştırılıp, yemekten sonra içilebilir.<br />
<strong>-İstiridye:</strong> Meşhur Kazanova’nın vazgeçilmez gıdasıydı. İçindeki çinko spermin çoğalmasına neden olduğu gibi cinsel isteği de artırmaktadır.<br />
<strong>-Hindi:</strong> İstiridyeden daha fazla çinko ihtiva ediyor. Üstelik daha ucuz ve protein açısından da zengin.<br />
<strong>-Zater:</strong> Ruhen ve bedenen canlılık sağlar, cinsel isteği artırır. Kekik gibi kullanılır, toz halinde yemeklere serpilir. Çay olarak da kullanılır.<br />
<strong>-Çakşır:</strong> Yurdumuzun güney (genellikle Hatay) bölgesinde bolca yetişmektedir. Bu bitkinin meyvelerini bölgede bolca yiyen keçi ve koyunlar; bol miktarda ikiz ve üçüz doğurmaktadır. Bunu gören Alman ve Amerikalı bilim adamları bu</p>
<p>bitkinin bileşimini araştırır. Bölgede afrodizyak ve meni artırıcı olarak kullanılmaktadır. Çakşır&#8217;ın köklerinden su buharı distilasyonu ile damıtılmış çakşır suyu elde edilmektedir.<br />
<strong>-Havuç:</strong> Tavşanlar neden çok çoğalıyor? Havuçtaki seks hormanlarını çoğaltan bileşenler yüzünden&#8230; Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu &#8220;havuç doğal viagradır&#8221; diyor.<br />
<strong>-Karpuz:</strong> ABD Tarım Bakanlığı&#8217;nın desteğiyle yapılan bir araştırmaya göre, özündeki citrulline maddesi sayesinde vücudun rahatlaması ve kan damarlarının genişlemesini sağlayan karpuz, &#8216;doğal viagra&#8217; olarak nitelendiriliyor.<br />
<strong>-Karabiber:</strong> Mideyi ısıtır, iştah açar. Bunun yanı sıra hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsaklardaki mikropları öldürür. Gaz söktürür ve gaz birikmesine engel olur. Cinsel isteği artırır ve sinirleri kuvvetlendirir.<br />
<strong>-Diyetisyen Berrin Yiğit</strong>, “<em>Magnezyum deposu olan muz hem strese karşı çok etkili hem de mutluluk hormonu endorfin bakımından zengin. Alınması gereken muz miktarı ise çikita olmamak kaydıyla günde bir orta boy. Kilo problemi olmayanlar ceviz, bal veya pekmez eşliğinde muz yiyerek afrodizyak etkiyi artırabilirler. Güçlü bir C vitamini deposu olan çilek ise cinselliği arttırıcı etkisi yanında antiaging etkisi ile de dikkat çekiyor. E vitamini içeriği cinsel organlara giden kan dolaşımını arttırıyor, Mutluluk hormonlarının salgılanmasında da etkili olan çilek cinsel hayata ve ruhsal duruma yön vermede başarılı bir gıda, günlük tüketilmesi gereken miktar ise 10 adet orta boy çilek</em>” diyor.</p>
<p>Cinsel gücün artmasında en önemli faktör kan dolaşım sistemidir. Bu sebeple dolaşımın iyi çalışması gerekir. Unutmayınki beslenme düzeninizde yapacağınız ufak değişimlerle cinsel yaşamınızı olumlu etkileyebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-cinsel.com/iktidarsizlik/cinsel-istegi-artiran-besinler-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Soğukluğun Nedenleri</title>
		<link>http://www.e-cinsel.com/genel/cinsel-soguklugun-nedenleri</link>
		<comments>http://www.e-cinsel.com/genel/cinsel-soguklugun-nedenleri#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Dec 2011 19:40:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-cinsel.com/?p=464</guid>
		<description><![CDATA[O zaman önlem almanızın vakti geldi. Çünkü cinsel hayatınızdaki problemler ilişkinizi ele geçirmiş olabilir. İlişkinizin ilk günlerinde yatağa kadar bekleyemez bir bakışla kendinizi sevgilinizin kollarında bulurdunuz. Şimdilerde ise cinsellik sadece arada bir yapılması zorunlu bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>O zaman önlem almanızın vakti geldi. Çünkü cinsel hayatınızdaki problemler ilişkinizi ele geçirmiş olabilir. İlişkinizin ilk günlerinde yatağa kadar bekleyemez bir bakışla kendinizi sevgilinizin kollarında bulurdunuz. Şimdilerde ise cinsellik sadece arada bir yapılması zorunlu bir alışkanlık haline geldi. Bu hikaye size bir yerden tanıdık mı geliyor? O zaman siz de cinsel isteksizlik sorunuyla karşı karşıyasınız demektir. Uzun süreli ilişkilerin en büyük sorunlarından biri olan cinsel isteksizliğin birçok nedeni olabilir.</p>
<p><strong>Ağrılı ilişki etkiliyor</strong></p>
<p>Kadınlarda organik sebebe bağlı (östrojen eksikliği, menopoz, hiperprolaktinemi, vajinal enfeksiyon gibi) ağrılı ilişki de kadının eşinden uzaklaşmasına neden olur. Hamilelik ya da cinsel yolla bulaşan hastalık kapma korkusu da diğer bir isteksizlik nedenidir.</p>
<p><strong>Erkeğin cinsel performans ısrarı kadını seksten soğutuyor</strong></p>
<p>Çocukluk döneminde yaşanmış travmalar, kötü deneyimler ya da aile tarafından aşılanmış cinsellik karşıtı tutum da cinsel isteksizliğe hatta vajinismusa sebep olmaktadır. Çiftler arasında cinsel ilgi bakımından bir dengesizliğin olması durumunda ortaya çıkabilen, erkek tarafından dayatılan ısrarlı cinsel performans baskısı da kadında azalmış cinsel istekle sonuçlanabilir. Bunların dışında istek azlığı kronik stres ve depresyona bağlı olabilmektedir.</p>
<p><strong>Çalışma hayatının zorluğu etkiliyor</strong></p>
<p>Ayrıca, günümüzde gerek kadınlar gerekse erkekler çoğunlukla çalışma hayatındaki zorluklardan dolayı kronik strese ve yorgunluğa yol açan bir yaşam tarzı sürdürmektedir; bu da cinsel isteğin yitirilmesinde önemli bir etken olabilir.</p>
<p><strong>Uzun süre seks yapmamak soğutuyor</strong></p>
<p>Uzun süre seksten uzak kalmak da cinsel dürtüyü azaltmaktadır. Cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olan ürolojik bir sorun ya da testesteron eksikliği ve hiperprolaktinemi de erkeklerde istek kaybına yol açar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-cinsel.com/genel/cinsel-soguklugun-nedenleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sertleşme Bozukluklarının Nedenleri</title>
		<link>http://www.e-cinsel.com/genel/sertlesme-bozukluklarinin-nedenleri</link>
		<comments>http://www.e-cinsel.com/genel/sertlesme-bozukluklarinin-nedenleri#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Dec 2011 19:59:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[sertleşme]]></category>
		<category><![CDATA[sertleşme sorunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.e-cinsel.com/?p=443</guid>
		<description><![CDATA[Psikolojik sebepler: Partnere bağlı sebepler (kıskançlık, aldatma vs&#8230;), tecrübesizlik, uygun olmayan ortam, özgüven eksikliği, depresif durumlar, mesleki stres, şizofreni, korkular, suçluluk hissi, gizli homoseksüellik… İlaca bağlı sebepler: Alkol ve toksin maddeler, alkol, nikotin alışkanlığı, yüksek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Psikolojik sebepler</strong>: Partnere bağlı sebepler (kıskançlık, aldatma vs&#8230;), tecrübesizlik, uygun olmayan ortam, özgüven eksikliği, depresif durumlar, mesleki stres, şizofreni, korkular, suçluluk hissi, gizli homoseksüellik…</p>
<p><strong>İlaca bağlı sebepler</strong>: Alkol ve toksin maddeler, alkol, nikotin alışkanlığı, yüksek tansiyon ilaçları, kalp ilaçları, idrar söktürücüler, ülser ilaçları, anti-depresanlar, anti-epileptikler, uyuşturucu alışkanlığı.</p>
<p><strong>Vasküler (Damarsal) sebepler</strong>: Oldukça sık karşılaşılan bir sorundur. Penise giden kan akımının azalması veya kanın peniste tutulamaması sonucu oluşur. Vasküler nedenler için risk faktörleri sigara kullanımı, yüksek tansiyon, diyabet (şeker hastalığı), kalp hastalığı ve yüksek kolesterol düzeyidir. Tedavi edilmemiş yüksek tansiyonlu hastaların %8-10&#8242;unda sertleşme sorunu geliştiği görülmüştür.</p>
<p><strong>Nörolojik sebepler</strong>: Alkol bağımlılarında ve şeker hastalarındaki sinir hasarı, merkezi sinir sistemi hastalıkları (MS, beyin tümörleri, beyin kanaması), geçirilen kafa travması, omurilikte ereksiyon merkezi üzerindeki lezyonlarda bozulma ve penis yaralanmaları, penis eğrilmeleri başlıca sebeplerdir.</p>
<p>Sertleşme probleminin kronik bir problem hale gelmemesi için iş işten geçmeden doktorunuzu danışmanız ve sağlıklı cinsel sağlık ürünlerine güvenmeniz gerekir. Fiesta gibi sağlık bakanlığından ürünler ile problemlerinizi arkada bırakıp sağlıklı bir cinsel yaşama yelken açabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.e-cinsel.com/genel/sertlesme-bozukluklarinin-nedenleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

