Yumurtalık Kisti Nedir?
Yumurtalıklar karın boşluğunda,
rahmin yanlarında ve ona bağlarla bağlı olarak bulunan organlardır.
Kadınların doğurganlığını sağlayan esas hücreler olan yumurtalar bu organlarda
depolanır. Ayrıca beyinden salgılanan hormonların etkisi ile yumurtalıklardan
salgılanan hormonlar, adet düzenini sağlar.
Yumurtalık kistleri içi genellikle sadece sıvı dolu yapılardır. Yumurtalık
kistlerinin değişik tipleri vardır. Hemen hemen her kadında hayatının bir
döneminde yumurtalıklarında kist saptanabilir. Bu kistler genellikle bulgu
vermezler ve tedavi dahi gerektirmezler. Ancak bazen kistlerin içerdikleri hücre
türüne bağlı olarak hormon veya benzeri maddeler salgılayabilir ve bazı şikayet
ve bulgulara sebep olabilirler.
Hormon salgılayan veya problem yaratan kistlerin içi sıvı yanında katı yapılar
da barındırabilir.
En sık rastlanan şikayetler ise kasık ağrısı, ilişkide ağrı, karında dolgunluk
ve basınç hissi ve adet düzensizlikleridir.
Kistin sapı etrafında dönmesi ya da patlaması durumunda ise çok şiddetli karın
ve kasık ağrısı ortaya çıkabilir.
Basit kistlerin en sık nedeni hormonal düzensizliklerdir. Normalde her adet
döneminde yumurtalıklarda zaten boyutları 2-2,5 cm''ye kadar ulaşabilen folikül
adını verdiğimiz bir basit kistçik oluşur. Sonra bunun çatlaması ile yumurtlama
gerçekleşir. Kadın gebe kalmaz ise bu dönemden yaklaşık 14 gün sonra adet görür.
Ancak hormonsal düzensizliklerde bu yumurta taşıyan sıvı dolu kesecik ya
çatlamaz ve sabit kalır ya da büyümeye devam ederek basit kist şekline dönüşür.
Bunlar genellikle tek taraflıdır ve eğer çok fazla büyümezlerse ağrıya neden
olmaz ve sıklıkla da kendi kendine kaybolurlar.
Eğer kistler 5-6cmnin üstüne çıkarlar ise sapları etrafında dönme riskleri
artmış demektir ve böyle bir durum geliştiğinde yumurtalığın alınması gibi bir
olasılık da gündeme geleceğinden genellikle böyle bir tabloya meydan vermemek
için hekim müdahale etmeyi tercih eder.
Ayrıca kistler çapları büyüdükçe ve ultrasonografi ile diğer bazı özellikler de
gösteriyorlarsa (her iki yumurtalıkta da görülme, çeperinin kalın olması,
içersinde katı yapıların izlenmesi, kistin dışına taşan yapıların olması,
içersinde bölmelerin olması, karın içersinde sıvı toplanması vs. gibi) bu
kistlerin kötü huylu olma olasılıkları da arttığından müdahale edilmelerinde
fayda vardır. Hekiminiz muayene sonunda bu olasılıktan size bahsedecektir.
Eğer mutlaka gerekiyorsa operasyonun tipi genellikle laparoskopi şeklinde
olmalıdır. Böylelikle karın katları kesilmediğinden kişi evine ve işine kısa
sürede dönebilecek ve ameliyat sonrası şikayetleri de çok az düzeyde olacaktır.
Eğer kistin kötü huylu olma olasılığı yüksekse o zaman hekim açık operasyonu da
tercih edebilir.
Genel olarak bir yumurtalık kistinin yerleşmiş bulunduğu yumurtalık dokusundan
tümüyle çıkarılabilirliğinin ana belirleyicisi kistin türü ve yumurtalık dokusu
içindeki konumudur.
Basit yapıdaki kistler genellikle çok kolay bir şekilde etrafındaki sağlam
yumurtalık dokusundan "soyularak" çıkarılabilmektedirler.
Endometriyozis hastalığı seyrinde gelişen çikolata kistleri bir yandan
endometriyozis hastalığının cinsel organlar ile komşu organlar arasında
yapışıklıklara neden olabilmeleri, öte yandan sıklıkla yumurtalık dokusunun
derinliklerinde ve genellikle birden fazla sayıda olmaları nedeniyle daha zor
çıkarılırlar. Yine de çoğu durumda sağlam yumurtalık dokusunun korunması çoğu
durumda mümkündür.
Dermoid kist ise çıkarılması nispeten zor bir kisttir ve bazı durumlarda tüm
yumurtalık dokusuna yayılım gösterdiklerinden sağlam doku bulunması zor olabilir
ve nadiren de olsa kistle beraber yumurtalık dokusunun da çıkarılması
gerekebilir.
Boğulma belirtileri gösteren ve çoğu durumda acil şartlarda yapılan
ameliyatlarda yumurtalık dokusu canlılığını korumaya devam ediyorsa yalnızca
kistin çıkarılması mümkün olmakla beraber bu olasılık maalesef çok yüksek
olmamaktadır.
Yumurtalık kistlerinin ne şekilde çıkarılacağının belirleyicisi de yine kistin
türü ve büyüklüğüdür. Orta büyüklükte ve etraf dokuyla yapışıklık oluşturmamış
kistler, laparoskopi için başka engel teşkil edecek bir durum söz konusu değilse
karnın açılmasına gerek kalmadan bu yöntemle çıkarılabilirler. Büyük kistler,
yapışıklık oluşturmuş kistler ve kanser olma şüphesi taşıyan kistler için
yukarıda da söylendiği gibi laparotomi (karnın açılarak ameliyat edilmesi)
tercih edilir.
Kist çıkarılma ameliyatının riskleri nelerdir?
Kist çıkarılma ameliyatları genel anestezi altında uygulanan ameliyatlardır. Bu
nedenle genel anesteziye bağlı oluşması muhtemel riskler bu ameliyatta da ortaya
çıkabilir. Dikkatli bir ön değerlendirme ve tecrübeli bir doktor tarafından
verilen anestezi bu riskleri çok azaltır.
Karından uygulanan jinekolojik ameliyatların tümünde genital organlarda
yapışıklık oluşma riski vardır. Bu yapışıklıklar yumurtalık ve tüpler etrafında
olduklarında bu organların işlevlerini olumsuz yönde etkileyerek gebe kalamama
nedeni olabilirler.
Ameliyatın kısa zamanda tamamlanması, yapışıklığı en aza indirmek için ek bazı
önlemler alınmasıyla bu risk azaltılabilmekle beraber ameliyat laparoskopi gibi
çok az yapışıklık oluşumuna neden olan bir yöntem kullanılsa dahi tümüyle
önlemek mümkün değildir.
Kist çıkarılma ameliyatlarında ön planda yalnızca kistin çıkarılması
planlanmasına karşın sağlam yumurtalık dokusunun bulunması her zaman mümkün
değildir. Bu nedenle her kadının bu tür ameliyatlarda kistin bulunduğu taraftaki
yumurtalığın da alınma olasılığını bilmesi gerekir.
Ameliyat esnasında kistin kanser olduğunun düşünülmesi ve bunun ameliyat devam
ederken yapılan acil patolojik incelemeyle doğrulanması durumunda da her iki
yumurtalıkla beraber rahmin de alındığı daha geniş bir ameliyat yapılması
gerekebilir.
Kist çıkarılması için kullanılan teknik ameliyata bağlı riskleri etkileyen diğer
bir durumdur. Laparotomi ile yani karından girilerek yapılan açık ameliyatlarda
bu yöntemin getirdiği riskler, laparoskopi ile yani ince borularla karını
açmadan kamera yoluyla uygulanan ameliyatlarda ise bu yöntemin getirdiği riskler
mevcuttur. Uygun bir ameliyat tekniği kullanıldığında ameliyat tekniğinin
kendisine bağlı riskler çok ender olarak ortaya çıkar.
Genellikle 5-6 cm.den küçük olan ve yukarıda bahsedilen özellikleri taşımayan
yumurtalık kisti varlığında hekimler doğum kontrol hapı gibi yumurtalıkları
baskılayıcı bir tedavi ile kistin küçülüp küçülmediğini gözleyeceklerdir. Eğer
küçülme yok ise o zaman müdahale edilip edilmeyeceğine karar vereceklerdir.
Ayrıca ultrasonografinin yanında tümör belirteçleri denilen bazı kan tahlilleri
de kistin yapısı hakkında bilgi verebilmektedir.
Bu tahlillerden en sık kullanılanı CA-125 adı verilen belirteçtir.
Ancak unutulmamalıdır ki bu belirteçler sadece kötü huylu hastalıklarda değil
birçok basit olayda da yükselebilir. Ama özellikle düşük çıkmaları hekimi olumlu
düşünmeye sevkedecektir. |