Annelik Kaygısı - GebelikAnadolu Sağlık Merkezi’nden Psikiyatrist Dr. Banu
Büyükkal, annelik duygusu ile ilgili bilgiler verdi. Gebe kalmak ve çocuk
doğurmak her canlı için türün devamını sağlayan süreç. İnsanda çocuk sahibi olma
arzusunun bir içgüdü olup olmadığı tartışmaları sürse de, gebe kalmak ve doğum
yapmak bir kadının hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri.
Bazı kadınlar kolaylıkla gebe kalabilirken bazıları için gebelik uzun ve
yıpratıcı bir mücadelenin sonucu. Her durumda, gebe olduğunu öğrenen bir kadın
genelde ilk anda buna inanmakta zorluk çeker. Karışık duygulara kapılabilir.
Heyecan, korku, coşku, endişe, gurur veya ‘peki şimdi ne olacak?’ kaygısı gibi.
O ana dek annesinin kızı olan kadın bir anda artık birinin annesi olacağını fark
eder. Açık, paylaşımcı, doyumlu bir evliliği olan kadınların ilk anda
yaşadıkları olumsuz duyguları eşleriyle paylaşıp geride bırakmaları, önlerindeki
dokuz aya ve sonrasına odaklanmaları daha kolaydır.
Sarsıntılı evliliklerde ve özellikle istenmeyen gebeliklerde olumsuz
duyguların aşılması daha zordur, uzman yardımı alınmadığı takdirde gebelikle
birlikte kaygılar ve korkular da büyüyebilir. Bu tür ilişkilerde çocuğun
bağımsız ve mutlu bir birey olarak yetişeceğini hayal etmek yerine, belki de o
evliliği kurtarma yada annenin mutsuzluğunu onarma misyonu çocuğa yüklenebilir.
Oysa bu, henüz hiçbir şeyin farkında olmayan bebek için taşınamayacak kadar ağır
bir yüktür. Bu yüzden, ilişkileri sorunlu kişilerin bebek sahibi olmayı
planlamadan önce, yada sürpriz gebeliklerde, doğuma kadar geçecek dokuz ay
içinde, gerekirse bir uzmana da başvurarak bu sorunları aşma yolunda çaba
harcamaları en sağlıklı yaklaşımdır.
Anne-baba olmayı seçenlerin hem parasal hem de duygusal kaynaklarını önceden
hazırlamaları yerinde olacaktır. Kuşkusuz bebeğin anne karnında büyüdüğü kırk
hafta içinde kadının bedeninde son derece sıra dışı değişiklikler
gerçekleşecektir. Dokuz ay ilk başta çok uzun görünse de, anne baba olma fikrine
alışmak ve bebeğe hazırlanmak için ancak yeter.
Erkekler de kadınlar gibi karışık duygulara kapılırlar. Baba olmakla ilgili
heyecan, kaygı, rol endişeleri yaşayabilirler. Üstelik erkeklerin bir çoğu
duygularını dışa vurmakta kadınlar kadar rahat olmadıkları için, sessiz
kalmaları streslerini daha da artırabilir. Bu yüzden eşlerine karşı yeterince
destekleyici davranamayabilirler. Anne-baba adaylarının gebelik sırasında
yaşadıkları olumlu-olumsuz duyguları birbirleriyle paylaşmaları daha sağlıklı
bir bakış açısı geliştirmelerine, doğuma ve sonrasına daha hazırlıklı olmalarına
yardımcı olacaktır.
Tedaviyle gerçekleşmiş gebeliklerde veya anne yaşının 35-40’ın üzerinde
olması gibi durumlarda bebeğe “değerli bebek” muamelesi yapılır; her bebek
değerlidir, bu tür riskli durumlarda farkı yaratan; hekimin ve anne-baba
adaylarının bazı önlemler almalarının gerekebilmesidir.
Anne adayının aşırı strese kapılması bebekte olumsuz etkiler yaratabilir, bu
yüzden gereken önlemler alındıktan sonra, tıpkı normal gebelikler gibi, bu
değerli zamanın keyfini çıkarmaya çalışmalıdır. Stresi kendi başına aşmak
olanaklı değilse bir uzmana danışmak yerinde olacaktır. Gebelik sırasında ilaç
kullanmaktan kaçınılmalıdır. Ne var ki, kadının ruhsal durumu gebeliğin sağlıklı
sürmesini engelleyecek kadar bozulmuşsa, çiftle birlikte, ilacın yaratabileceği
olumsuz etkilerle ilaç kullanmamanın sakıncaları kefeye konur. Bu ancak bir
uzmanla verilecek bir karardır, insanların kendiliklerinden kullandıkları en
masum ilaçlar bile son derece zararlı sonuçlara yol açabilir.
|