Genital Herpes Belirtileri Ve AkıntılarıŞüpheli
temasdan sonra idrar yolunun en uç kısmı olan üretrada meydana gelen
iltihaplanma sonucu penisden ya da vajenden beyaz ya da sarımsı yeşil renkte
akıntı gelmekte ve idrar yaparken yanma hissi gibi şikayetlere neden olmaktadır.
Ancak şüpheli teması olan ve mikrobu almış kişilerin birçoğunda hiçbir belirti
ve bulgu olmaksızın da mikrobun varolabileceği bilinmelidir. Erkek ya da kadında
genital akıntıya sebep olan bakteriler çok çeşitlidir. Ancak meydana
getirdikleri klinik belirti ve bulgular birbirinden çok farklı değildir. Bir ya
da birkaç mikrop birarada bulunabilmektedir. Her bir mikroba etkili antibiyotik
farklıdır. Hastalığı yapan mikrobun kesin olarak tanımlanabilmesi için
laboratuvar testlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Hekimin yararlanabileceği
laboratuvar testleri yoksa tedavi olası mikropların hepsine etkili
antibiyotiklerin birarada verilmesi ile mümkün olmaktadır. Kadında üretranın
hastalığından daha çok rahim ağzının hastalığı ile karşılaşılmaktadır. Kadın
hasta muayene edildiğinde rahim ağzında görülen sarı renkte akıntı vajenden de
gelebilmektedir. Cinsel ilişki sonrası anormal vajinal kanama görülebilmektedir.
Genital akıntıya sebep olan mikropların başında gonokok ve klamidya
gelmektedir. Bunlardan gonokok infeksiyonu halk arasında bel soğukluğu olarak
bilinmektedir. Bu hastalık şüpheli temastan genellikle 2-5 gün sonra ortaya
çıkmaktadır. Erkekte akıntı, idrar yaparken yanma şikayeti vardır. Kendiliğinden
gelen bol miktarda bir akıntı söz konusudur. Kadınlarda kuluçka süresi 10 güne
dek uzayabilmektedir. Mikrobu taşıyan kadınla bir kez vajinal ilişkisi olan bir
erkeğin mikrobu kapma olasılığı %20''dir.
Mikrobu taşıyan bir erkekle ilişkisi olan kadının ise mikrobu kapma olasılığı
%50-90''dır. Bel soğukluğu erkeklerin %10''unda, kadınların %50''sinde belirti
ve bulgu vermeksizin seyretmektedir. Klamidya infeksiyonunun kuluçka süresi ise
genellikle daha uzundur. Belirti ve bulgular çok benzerdir. Her iki mikrop oral
ya da anal seks sonucu bu bölgelerde de hastalık meydana getirebilmektedir.
Kadında vajinal infeksiyonlara oldukça sık rastlanmaktadır. Bu hastalıklar
sırasında da vajende akıntı, kaşıntı, idrar yaparken yanma hissi gibi
şikayetlerin bir ya da birkaçı birarada bulunabilmektedir. Vajinal akıntısı olan
kadını değerlendirirken tanıda ilk aşama dikkatli bir spekulum muayenesidir.
Varolan akıntının fizyolojik akıntı olup olmadığı, rahimden mi yoksa vajenden mi
geldiği ayırt edilmelidir. Kadında fizyolojik akıntı renksiz ve kokusuz olup,
özellikle yumurtlama dönemlerinde artış göstermektedir. Normalden farklı akıntı
ise sebep olan etken mikroba göre farklı özellikler gösterir.
Süt kesiği görünümünde veya sarımsı yeşil renkte, pis kokulu olabilir.
Vajende akıntıya neden olan her hastalık CYBI değildir. Örneğin vajende meydana
gelen mantar infeksiyonu akıntıya sebep olmaktadır fakat antibiyotik tedavisi,
şeker hastalığı gibi çeşitli faktörlerin etkisi ile meydana gelmektedir.
Akıntının özellikleri yanısıra vajen ve dış genital organlar diğer bulgular
(yara, siğil) açısından değerlendirilmelidir. Tedavide etken mikroba göre
ağızdan tek doz antibiyotik ya da vajinal bölgeye uygulanacak krem ya da
merhemler kullanılmaktadır.
Pelvik inflamatuvar hastalık
Kadında üst genital sistemi tutan bir hastalıktır. Bu sendrom vajen ve
rahimde bulunan mikropların gebelik veya bir cerrahi girişim olmaksızın rahim
içine, oradan da kanallara ve/veya komşu yapılara ilerlemesiylegelişmektedir.
Etken mikroplar burada sözü geçen cinsel yolla bulaşma özelliği taşıyan
mikroplardır. Bunun yanı sıra normalde vajen florasında bulunan diğer
bakterilerde etken olabilmektedir. Belirti ve bulguların farklılık göstermesi
nedeniyle tanıda zorluklar yaşanmaktadır. Tanı çoğunlukla karında ağrı,
muayenede hassasiyet, ateş gibi bulgulara ve çeşitli laboratuvar testlerine
dayanarak yapılmaktadır. Belirtilerin hafif seyrettiği vakalarda tanı ve tedavi
geçiktiği için hastalık hasar yapmaktadır. Tedaviden iyi sonuç almak için erken
tanı ve uygun antibiyotik seçimi önem taşımaktadır.
Genital yara
Bu tablo sıklıkla herpes virüsü ve frengi mikrobu ile meydana gelmektedir.
Gelişmiş ülkelerde genital yaraların en sık nedeni genital herpes''dir. Genital
herpes tekrarlayan ve tedavisi olmayan bir hastalıktır. Birçok kişi ise mikrobu
taşımasına rağmen belirti vermemektedir. Hastalık 2-20 günlük bir inkübasyon
süresinden sonra genital bölgede kaşıntı, yanma gibi belirtilerle başlamaktadır.
Yara halini almadan önce içi su dolu kesecikler şeklinde başlamaktadır.
Yaraların sayısı genellikle birden fazladır. Erkekte en sık penis gövdesinde
veya ucunda, kadında dış genital bölgede ya da rahim ağzında meydana
gelmektedir. Genital bölgedeki ağrılı yaranın yanısıra ateş, halsizlik gibi
şikayetler de bulunmaktadır. Hastalık genellikle 3-4 hafta kadar sürmekte ancak
olguların %70''inde hastalık tekrarlamaktadır. Tekrarlayan hastalık daha hafif
seyretmekte ve 10 gün kadar sürmektedir.
Genital siğil
İnsan papilloma virüsü genital ve anal bölgede tek ya da çok sayıda, yumuşak,
karnabahar görünümünde ve ağrısız siğilllerin oluşmasına neden olmaktadır. Bu
virüsün bazı tiplerinin kanser gelişiminde rol oynadığı kesinlik kazanmıştır.
Virüsun tamamen vücuttan uzaklaştırılması mümkün olamadığı için kanser gelişimi
açısından takip etmek önem taşımaktadır.
Molluskum kontagiosum çocuklarda ve HIV infekte kişilerde yüzde, yetişkinlerde
daha çok genital bölgede yer alan. tipik olarak küçük, ortası pembe-beyaz,
sıkınca içinden peynirimsi bir madde çıkan kabartılar şeklindedirler. Cinsel
ilişki dışında doğrudan vücut teması ve kontamine havluların ortak kullanımı ile
de kişiden kişiye bulaşabilmektedir. Siğillerin tedavisinde kabartıların
kimyasal madelerle ya da dondurularak eritilip yok edilmesine çalışılmaktadır.
Ancak tedavi edilen siğiller çoğunlukla tekrar oluşabilmektedir.
Hepatitler
Karaciğer iltihaplanmasına (hepatit) sebep olan birçok virüs bilinmektedir.
Bunlar içinde özellikle Hepatit B virüsü cinsel yolla bulaşma özelliği
taşımaktadır. Bu virüs cinsel ilişki dışında bu virüsü taşıyan kanın
nakledilmesiyle, iğne veya cerrahi aletlerle bulaşmaktadır. Bu virüs insan
vücuduna girdikten sonra onun vücut sıvılarında (genital sıvılar, tükrük,
gözyaşı, ter, süt) bulunmaktadır. Ortalama 90 gün süren kuluçka döneminden sonra
karın ağrısı, halsizlik, sarılık gibi şikayetlerle hastalık ortaya çıkmakta,
çoğunlukla da kendiliğinden iyileşmektedir. Bazı kişilerde ise hiç belirti
vermeksizin vücutta bulunmaktadır. Hastalık ortaya çıkan ya da çıkmayan bazı
kişilerde virüs vücut tarafından ortadan kaldırılamamakta ve bu kişiler virüsü
hayat boyu vücutlarında taşımaktadır. Bu durumda karaciğerde geri dönüşü mümkün
olmayan hasara, siroz veya kanser oluşumuna neden olmaktadır. Çevre koşullarına
ve dezenfektanlara oldukça dayanıklı bir virüs olan Hepatit B virüsünün yaptığı
hastalığın tedavisi yoktur. Ancak koruyuculuk oranı oldukça yüksek aşısı
mevcuttur. CYBI içinde de aşı ile korunabilen tek hastalıktır. Ülkemizde de
gelişmekte olan diğer ülkeler gibi Hepatit B aşısı yenidoğan çocuklara ve
hastalık için yüksek risk taşıyan sağlık personeline uygulanmaktadır.
Tanı
CYBI''da hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve muayenesinden sonra konulan
tanı çoğunlukla ön tanı niteliğindedir. Sendrom yaklaşımı olarak tanımlanan bu
yaklaşımın özellikle birinci basamak hizmet veren sağlık kuruluşlarında hizmet
sunumunu kolaylaştırdığı gözlenmiştir. Ancak özgül etkene yönelik kesin tanı
için mikroskopi ve kültür gibi çeşitli mikrobiyolojik testlerin yapılması
gereklidir. Bu amaçla penisden, vajenden ya da rahim ağzından pamuklu çubuklarla
sürüntü örnekleri ya da idrar örneği alınmaktadır.
Yapılan çalışmalar CYBI''da birden fazla mikrobun birarada bulunmakta olduğunu
göstermiştir. Bu nedenle etkenlerden biri saptandığında HIV dahil diğer
etkenlerinde tarama testleri ile aranması önem taşımaktadır. Frengi, HIV/AIDS ve
hepatit hastalıklarının tanısında alınan kan örneğinde yapılan serolojik
testlerle tanı konulmaktadır.
Tedavi
CYBI etkeni kesin olarak saptanmışsa etkene yönelik tedavi verilmektedir.
Sendrom yaklaşımında ise saptanan belirti ya da bulguya neden olabilecek
etkenlerin tümünü kapsayacak tedavi verilmesi uygundur. Genellikle ağızdan
verilen antibiyotikler tedavide yeterlidir. Hastaların tedaviye uyumunu
kolaylaştırdığı için günümüzde tek doz tedaviler yaygınlaşmaktadır.
Hastalık kontrolü ve önlemler
Dünyada HIV/AIDS infeksiyonunun yaygınlaşması ve bunda CYBI''ın oynadığı rol
anlaşılınca bu hastalıkların kontrolü öncelik kazanmıştır. Hastalığın
kontrolünde sağlıklı cinsel davranış biçimlerinin desteklenmesi, riskli
davranışları olan kişilerin tarama testleri ile hastalık mikrobu taşıyıp
taşımadıklarının belirlenmesi, bir CYBI etkeni saptandığında diğer etkenlerinde
aranması ve eşlerinde tedavisi son derece önem taşımaktadır. Doğru şekilde
kondom kullanılmasının yüksek oranda koruyucu olduğu belirlenmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü gibi birçok uluslararası kuruluş yeni hastalıkların
gelişimini önlemek amacıyla aktif olarak çalışmaktadır. Kişilerin
bilgilendirilmesi, eğitim ve motivasyonla riskli davranış kalıplarının
değiştirilmesi hastalıkların kontrol altına alınmasında önemli yaklaşımlardan
biridir.
Sağlık personeline danışmanlık, tanı ve tedavi konularında temel eğitim
verilmesi, ayrıca bireylerin eğitimi ve toplum bilincinin geliştirilmesi ve
uygun davranışların kazandırılması son derece önemlidir. |